Yusuf demir

Yusuf demir
@Demmiryusuff
Paylaştığım ve kayda aldığım etkinliklerim uzun süreli stoklamalar ve haftalarca süren incelemeler sonucu toplu olarak kayıt amaçlı paylaştığım kaynaklardır Sevgiler saygılar
Mali müşavir
Felsefe/İşletme/Tarih/Spor bilimleri/Tıbbi sekreterlik
47 okur puanı
Şubat 2024 tarihinde katıldı
kişisel inceleme
5/10
·559 syf.··
2024 53. kitabı
Notre Dame'ın Kamburu benim için okuması zorlayıcı ve yer yer sıkıcı gelen bir kitap oldu. Açıkçası beklentim daha farklıydı ama okurken o etkiyi tam olarak alamadım. Victor Hugo çok güçlü bir yazar, bunu inkâr edemem. Anlatımı detaylı, betimlemeleri yoğun ve dönemi hissettirme konusunda gerçekten başarılı. Ama tam da bu yüzden kitap benim için ağırlaştı. Özellikle uzun uzun yapılan tasvirler… bazı yerlerde “tamam anladık artık” dedim içimden. Karakterler aslında ilginç. Quasimodo’nun yalnızlığı, dışlanmışlığı falan etkileyici ama nedense ben o duyguyu tam hissedemedim. Yani kağıt üstünde güçlü ama bana geçmedi gibi. Belki de anlatımın fazlalığı duygunun önüne geçti. Açık konuşayım, bazı bölümlerde kopmalar yaşadım. Hikâyeden uzaklaştığım, sadece bitirmek için okuduğum anlar oldu. Bu da kitabın bende bıraktığı etkiyi baya düşürdü. Halbuki konusu aslında çok daha derin ve etkileyici olabilecek bir şey. Yine de tamamen kötü diyemem. Dönemi yansıtması, toplumsal yapıyı göstermesi ve bazı karakterlerin taşıdığı anlam açısından değerli bir eser. Ama benim için okuma deneyimi olarak çok akıcı ve sürükleyici değildi. Sonuç olarak Notre Dame'ın Kamburu bende güçlü bir iz bırakmadı. Değerli ama bana hitap etmeyen, okurken zorlandığım bir kitap olarak kaldı.
1000Kitap
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202242,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
kişisel inceleme
8/10
·208 syf.··
2024 52. kitabı
Beyaz Zambaklar Ülkesinde okuduğumda bana hem ilham veren hem de yer yer fazla idealist gelen bir kitap oldu. Genel olarak etkileyici buldum ama her anlatılanı da olduğu gibi kabul edemedim açıkçası. Kitabın yazarı Grigory Petrov, Finlandiya’nın nasıl yokluk içinden çıkıp geliştiğini anlatırken aslında bir milletin nasıl ayağa kalkabileceğini göstermeye çalışıyor. Bu yönüyle gerçekten motive edici. Okurken bazı yerlerde insanın içinden “biz neden yapamayalım?” diye geçiyor. Ama şunu da söylemeden edemem: kitap yer yer fazla idealize edilmiş gibi hissettirdi. Her şey olması gerektiği gibi anlatılıyor, sanki zorluklar biraz arka planda kalıyor. Bu da bana biraz gerçeklikten kopuk bir hava verdi bazı bölümlerde. Yani anlatılan şeyler güzel ama her zaman bu kadar “kusursuz” ilerlemez gibi geliyor. Buna rağmen verdiği mesaj çok net ve güçlü. Eğitimin önemi, bilinçli bireylerin toplumu nasıl değiştirebileceği ve bir milletin kaderinin aslında kendi elinde olduğu fikri baya etkileyici. Özellikle öğretmenler ve aydınlar üzerinden verilen örnekler düşündürücüydü. Okurken bazı bölümlerde gerçekten motive oldum, bazı yerlerde ise biraz mesafe koydum. Ama genel olarak kitap bende olumlu bir iz bıraktı. Hani tam anlamıyla “harika” demem ama kesinlikle okunmaya değer. Sonuç olarak Beyaz Zambaklar Ülkesinde benim için ilham verici ama yer yer fazla idealist bir kitaptı. Okuyana bir şeyler katan, düşündüren ama aynı zamanda sorgulatan bir eser.
1000Kitap
Beyaz Zambaklar ÜlkesiGrigory Petrov · Ayrıntı Yayınları · 2020124,6bin okunma
kişisel inceleme
10/10
·258 syf.··
2024 201. kitabı
Beyaz Diş benim için okurken gerçekten içine çekildiğim, bitince de uzun süre etkisinden çıkamadığım bir kitap oldu. Hani bazı kitaplar vardır ya, okurken sadece okumazsın da yaşarsın… bu tam olarak öyleydi. Jack London doğayı ve vahşi yaşamı öyle bir anlatmış ki, sanki soğuğu hissediyorsun, açlığı hissediyorsun. Beyaz Diş’in yaşadığı her şeyi ben de yaşıyormuşum gibi hissettim. Özellikle onun küçük bir yavruyken hayata tutunma çabası… insan ister istemez içinden “dayan lan” diyor. Kitapta en çok hoşuma giden şey, bir hayvan üzerinden insan doğasının anlatılması oldu. İnsanların acımasızlığı, merhameti, gücü kötüye kullanması… hepsi Beyaz Diş’in gözünden geçiyor. Ve garip olan şu: Bazen kitapta insanlardan çok bir kurda yakın hissediyorsun kendini. Açık söyleyeyim, bazı yerlerde baya duygulandım. Özellikle Beyaz Diş’in kötü insanların eline düştüğü bölümler içimi sıktı. Orada gerçekten sinirlendiğim anlar oldu. Ama sonra yaşadığı değişim, güvenmeyi öğrenmesi… o kısımlar da ayrı bir tatmin veriyor. Böyle içten içe “oh be” diyorsun. Kitap bence ne fazla süslü ne de gereksiz uzatılmış. Gayet akıcı, net ve vurucu. Okurken sıkıldığım tek bir yer bile olmadı. Sürekli “sonra ne olacak” diye ilerledim. Bu da benim için bir kitabı değerli yapan en önemli şeylerden biri. Kısacası Beyaz Diş benim için sadece güzel bir hikâye değil, aynı zamanda hissettiren bir deneyimdi. Hem sert hem duygusal, hem vahşi hem de bir o kadar insancıl. Bitince insanın içinde bir şey kalıyor… boşluk gibi değil de, daha çok iz gibi.
1000Kitap
Beyaz DişJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202095,5bin okunma
kişisel inceleme
7/10
·408 syf.··
2024 228. kitabı
Kör Adamın Bahçesi benim için etkileyici ama tam anlamıyla içine çekemeyen bir kitap oldu. Okurken bazı bölümlerde gerçekten güçlü bir anlatımla karşılaştım, bazı yerlerde ise kopukluk hissettim. Kitabın yazarı Nadeem Aslam, savaşın ve onun insanlar üzerindeki etkisini oldukça çarpıcı bir şekilde ele almış. Özellikle Afganistan ve Pakistan arasında geçen olaylar, karakterlerin yaşadığı acılar ve kayıplar oldukça gerçekçi ve ağır bir atmosfer yaratıyor. Bu yönüyle kitap, okuyucuya duygusal olarak dokunmayı başarıyor. Ancak anlatım tarzı yer yer fazla ağır ve karmaşık geldi bana. Olayların akışı bazen net değil, karakterler arasındaki bağlantıları takip etmek zorlaştığı anlar oldu. Bu da hikâyeye tam anlamıyla bağlanmamı engelledi. Yani anlatım güçlü ama her zaman akıcı değil. Buna rağmen kitapta anlatılan duygular samimi. Karakterlerin yaşadığı çaresizlik, inanç, kayıp ve umut arayışı hissediliyor. Özellikle savaşın bireyler üzerindeki yıkıcı etkisi iyi yansıtılmış. Bu açıdan bakınca kitap, sadece bir hikâye değil, aynı zamanda bir insanlık durumu anlatıyor. Benim için bu kitap, değerli ama mesafeli kaldığım bir eser oldu. Okurken etkileyen anlar çok ama bütün olarak düşündüğümde bazı eksikler hissettirdi. Bitirdiğimde aklımda kalan şey, güçlü sahneler ve ağır bir atmosfer oldu.
1000Kitap
Kör Adamın BahçesiNadeem Aslam · Kırmızı Kedi Yayınları · 201625 okunma
kişisel inceleme
10/10
·556 syf.··
2024 274. kitabı
·
Gazap Üzümleri okuduğumda bende hem etki bırakan hem de yer yer zorlayan bir kitap oldu. Genel olarak güçlü bir eser olduğunu düşünüyorum ama her anlamda kusursuz bulduğumu da söyleyemem. John Steinbeck, dönemin ekonomik buhranını ve insanların yaşadığı çaresizliği oldukça gerçekçi bir şekilde anlatmış. Joad ailesinin yaşadığı zorluklar, göç etmek zorunda kalmaları ve hayata tutunma çabaları gerçekten etkileyiciydi. Özellikle bazı sahnelerde insanın içini sıkan bir gerçeklik var. Bu yönüyle kitap, okuyucuya sadece bir hikâye değil, aynı zamanda bir dönemin sert yüzünü gösteriyor. Ancak kitap her zaman aynı akıcılıkta ilerlemiyor. Bazı bölümler fazla detaylı ve uzun geldi bana. Hikâyenin ana akışından kopmadan ilerlemek için zaman zaman kendimi zorladım. Bu da okuma deneyimini biraz ağırlaştırdı. Yani anlatım gücü yüksek ama tempo her yerde aynı seviyede değil. Buna rağmen kitabın verdiği mesaj oldukça güçlü. Toplumsal eşitsizlik, adaletsizlik ve insanların hayatta kalma mücadelesi çok net bir şekilde işlenmiş. Okurken sadece karakterleri değil, aslında gerçek hayattaki birçok insanı düşünmeye başlıyorsun. Bu da kitabın etkisini artırıyor. Benim için bu kitap, eksiklerine rağmen değerli bir eser. Okuması her zaman kolay değil ama anlattıkları açısından önemli. Bitirdikten sonra akılda kalan, düşündüren ama aynı zamanda yer yer yoran bir deneyimdi.
1000Kitap
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · Sel Yayınları · 202045,6bin okunma