Sen Roma’da “Afrikalı’nın oğlu”ydun; Afrika’da “Rumi’nin oğlu” olacaksın. Nereye gidersen git, birileri sana derinin rengini ve dualarını soracak. Onların itkilerini hoşnut etmekten uzak dur! Oğlum, çoğunluk önünde boyun eğmekten kaçın! İster Müslüman, ister Hıristiyan, ister Yahudi olsunlar, seni olduğun gibi kabul etmeliler ya da seni yitirmeyi göze almalılar. İnsanların görüşünü dar bulduğun zaman kendi kendine Tanrı’nın ülkesinin çok geniş olduğunu söyle; O’nun elleri çok geniştir, O’nun yüreği de çok geniştir. Uzaklara gitmek, denizler, sınırlar, ülkeler, inançlar aşmak fırsatı çıktığı zaman hiç duraksama.
Varsıllık ve güç, sağduyunun düşmanıdır. Bir buğday tarlasında kimi başakların dik durduğunu, kimilerinin de boyun büktüğünü görmüyor musun? Dik duranların içi boştur.
Niye bazı insanlar "kökler" ile kafayı bozmuşlardı ki? "Dallar " da güzeldi mesela ."Yapraklar " , "yemişler" de. Tabii ki kökleri de severdi. Ağaçları da severdi çünkü.Kök dediğin toprağın hem altında hem üstünde dört ya na ilerlerdi. Yani tek bir çizgide seyretmezdi. Kökler bile sabit ( ya da sabit fikirli ) olmayı reddederken, insanlara illa da " Köküne sadık kal" diye ısrar etmek hangi yarım akla hizmetti?