Deniz

Deniz
@DenizVeeKitap
“senin almaya cesaret edemediğin riskleri alanlar, yaşamak istediğin hayatı yaşarlar.” Sokrates
Bu yüzden insan olan ve öyle kalayım isteyen sopayı da yememek için, tabii bu beşer denen Allah'ın sopalarından muhafaza olmak için sözünü uluorta söylememeye, kanadını girdiği yerde koltuğunun altında saklamaya, incilerini takmamaya gözünün parıltısını bile dindirerek bakmaya mecburdur, bırakmazlar çünkü, görür duyar ve bırakmazlar. Allah şakadan anlar bunlar anlamaz, Allah anlaşılmamayı anlar bunlar anlamaz, Allah bilir bunlar bilmezler, Allah yolun sonunu görür bunlar görmezler. O yüzden aslında sen Allah'tan değil de Allah'ın so pasından kork. Ben de korkarım, inan ki korkarım, her bela on dan gelir çünkü ve her şeyi yanlış yere yerleştiren de onlardır. Ama desen ki onlar da olmasa dünyada düzen diye bir şey kalmaz, dünya en azından bu dünya olmaz. O yüzden milyon beşere beş insan düşer, insanız zannedenin çoğu cilalı beşerdir, sakın kanma zaten yakında sopasını görürsün, neyse daha çok devam ederiz," deyip sustu.
Sayfa 166·Kitabı okudu
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
"Sonra da peygamber çehresi oluyor tabii, avurtların çökük, tok gözlü, siz yiyin diyen, hep paylaşan, nasılsa peygamber, değil mi? Peygamberlik en kolay iş Aziz, en kolay, insan olmak o kadar zor ki, daha olan olmuş mu o bile belli değil." "Peygamber ol da her gün harbe git, çarmıha her gün sabahtan çakıl akşama zaten indirirler, dert değil. Sahibin göklerin sahibi, iş değil, ne var ki. Hatta Nesimi ol da derin yüzülsün ne gam, değil mi, dert bütün dert kim olduğunu, ne olduğunu, sahibini bilmeyen düz insan olmada. Hatta şunu derim emin olmamada. Emin olsan yine gam yok.
Sayfa 145·Kitabı okudu
, "Kibirliyim değil mi, okuduğum birkaç kitap, bir uyduruk üniversite tahsilim, işe yaramaz öğretmenliğim ama dağlardan yüksek, otlaklardan geniş, meyvelerden sulu bir kibrim var, sen söyle ben ne yapayım?" Aziz neşeyle gülmeye başladı, güldü güldü. "Ne yapalım, onu da bulamayan var," dedi, beraber güldüler.
Sayfa 144·Kitabı okudu
Hangi gözyaşı sahibinden başka bir yanakta kurudu, sonradan üzülmek değil mi zaten dünya laneti, sonradan anlamak değil mi aptallığın alameti?
eğtim sistemimiz...
Biraz, çok değil, biraz gizlenmiş bir bilgi vardı, mesele onu bulmaktı, şu kitabın neresinden neyin sorulacağı gibi. Kimsenin o kitap umrunda değildi, sorulacak soruyu tahmin etmek, ezberlemek, yanındakine fısıldamak, sıranın üstüne gizlice yazmak, bunların toplamının geçer nota dönüşmesi okulun ve derslerin özetiydi. Matematik formüllerini de, başkentleri de, tarihleri de böyle muskalar halinde hangisinin tutacağı, vaktinde açılacağı merakı ile tutuyorlar, sonuca da bakıp, "Tüh," diyorlardı. Askerlik gibi ortaokul ya da lise de bir şekil bitmesi gereken bir şeydi.