Eğer doğaya, ondaki basitliğe, insanların pek göremediği ama umulmadık bir anda büyüyüp muazzam hale gelebilen küçük şeylere tutunursanız; önemsiz şeylere karşı bir sevgi besler, bir hizmetkâr gibi tüm alçakgönüllülüğünüzle zavallı görünen şeylerin güvenini kazanmaya çalışırsanız o zaman her şeyi daha anlaşılır, birbiriyle daha uyumlu ve bir uzlaşı halinde görmeye başlayacaksınız, şaşkınlık içinde geride kalan mantığınızla değil belki ama
en içteki bilincinizde,...
Her şey çoğunlukla inanmamız istendiği kadar elle tutulur, dile getirilir değildir, çoğu olay dile getirilemez, kelimelerin asla adımını atamadığı bir düzlemde gerçekleşirler, hepsinden daha dile getirilemez olansa sanat eserleridir, onlar bizim hayatlarımız geçip giderken varlığını sürdüren gizemli varlıklardır.
Bak Hüseyin rüya vahyin 46'da biridir, o da peygamber için.
O da olursa. Tut ki oldu, 45'i nerede? Gene hayal, gene kurun
tu, gene yokluk. O yüzden en iyisi kendi rüyanı görüp kendine
anlatmak ve rüyanın gerçeğine doya doya, kana kana ağlamak
tır oğlum. Rüyanı yorumlamak istersen kendine bak, hayatını görmek istersen kendine bak, ahirette ne olacağım diye merak ediyorsan kendine bak.