Deniz Dandal

Eşcinsellik İçeren Bir Kitap
Puan vermedi·376 syf.··
2021 44. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2021 23:10
Çok kısa, süslemeden bir baba olarak empati yaparak bu kitapla ilgili bir inceleme yapma ihtiyacı hissettim. Kitabın akıcılığı içeriği üslubu falan oldukça iyi, konusu zaten çoğumuzun izlediği Brat Pitt'in başrol oynadığı TRUVA filmi. Altını çizerek söylüyorum kitabın ilk 160 sayfası Akhilleusun savaşa gitmeden önceki hayatını anlatıyor. Ve ortalama 160 sayfa süren bu bölüm tamamen gey'liğe özendirilecek şekilde yazılmış. Dolayısıyla ergenliğe yeni adım atmış erkek bireylerin bu kitabı okurken eşcinsel eğilimlerinde ciddi manada etki edecek bir kitap olduğunu düşünüyorum. Direk şunu da söyleyeyim kimsenin tercihi beni ilgilendirmez. Lakin bir baba olarak ben bu kitabı asla çocuğuma okutmayacağım. Benim önceden okumam gayet isabet oldu. Böylece çocuklarımın benim okumadığım kitapları okuduklarında içeriğini incelemem gerektiğini öğrenmiş oldum. Herkese iyi okumalar.
Edebiyat
Akhilleus’un ŞarkısıMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202019,4bin okunma
Deniz Dandal
Boş yapmışsın ,boşa okumuşsun ,yazık.
Reklam
Puan vermedi·140 syf.··
2021 13. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2021 18:01
Livanelinin tüm kitaplarını okumuş biri olarak kitap çıkar çıkmaz büyük heyecanla alıp başladım fakat benim için büyük hayal kırıklığı oldu.Kitap aceleyle yazılıp baskıya gönderilmiş gibi çok yüzeysel,kurgu zayıf ve heyecan uyandırmıyor. Livaneli’ye yakışmayacak kadar yalın betimlemeler mevcut. Konu hayranı olduğu hemingway'in yaşlı adam ve deniz romanından esinlenmiş günümüz mülteci sorunu ile harmanlanmış fakat bittiğinde diğer Livaneli romanları gibi etki bırakmıyor
Balıkçı ve OğluZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202436,6bin okunma
Deniz Dandal
O kadar haklısın ki..
8/10
·175 syf.··
Beğendi
·
2018 7. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2018 21:58
Kitabın 113. incelemesini yapan bir okur olarak baştan ifade etmek isterim ki, kitabın içeriğine, yazıldığı döneme, yazarın içinde bulunduğu şartlara, teknik özelliklerine ve benzeri konuların detaylarına girmeyi pek düşünmüyorum. O nedenle, kitabı henüz okumayan okurların sitedeki birbirinden değerli incelemelere göz atmalarında fayda var... Ben kendi incelememde 1846 yılında yazılan bu romanı, yaklaşık 175 yıl sonra neden hala büyük bir hevesle okuyup etkilendiğimiz sorusuna dilim döndüğünce yanıt aramaya çalışacağım... Tabii kitabı Dostoyevski'nin yazmış olması dışında kalan nedenlerden bahsediyorum... Çünkü bu kitabı okumamızın arkasında yatan en büyük nedenlerden birinin bizzat kitabın yazarı olması su götürmez bir gerçek... --------------------- Yoksulluk sınırı diye bir kavram var hayatımızda... Bana çok enteresan gelir bu kavram... Nedir yoksulluk sınırı? Bu sınırı geçince ne olur? Nasıl bir dünya vardır bu sınırın ötesinde? Kim neye göre çizmiştir bu sınırı ve kimler bu sınırın başında nöbet bekler, kaçakları içeri sokmamak için? Bu sınır, Meksika Sınırı gibi birşey olsa gerek... Bin bir zorlukla o sınırı geçen insancıklar, özgür bir dünyaya adım attıklarını sanırlar. Oysa içlerinden pek çoğu, özgür ama yoksul oldukları topraklardan, köle ve yoksul olacakları topraklara adım attıklarını yıllar sonra fark ederler... Özgür ve zengin dünya vaadi, tavşanın önünde sürüklenen ipe bağlı bir havuç gibidir. Tavşan havucu gördüğü müddetçe onun peşinden koşmaya devam edecektir. Ta ki fiziksel ve ruhsal olarak tükeneceği noktaya varıncaya kadar... İşte yoksulluk sınırı da bu müstakil durumun kurumsallaşmış halidir... Yoksulluk sınırını geçtiğimiz anda aslında başka bir yoksulluk sınırının içine girdiğimizi sonradan hayat tecrübeleri ile öğreniriz. Bize bunu öğreten,
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202376,9bin okunma
Deniz Dandal
Estafurullah. Rica ederim.
8/10
·175 syf.··
Beğendi
·
2018 7. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2018 21:58
Kitabın 113. incelemesini yapan bir okur olarak baştan ifade etmek isterim ki, kitabın içeriğine, yazıldığı döneme, yazarın içinde bulunduğu şartlara, teknik özelliklerine ve benzeri konuların detaylarına girmeyi pek düşünmüyorum. O nedenle, kitabı henüz okumayan okurların sitedeki birbirinden değerli incelemelere göz atmalarında fayda var... Ben kendi incelememde 1846 yılında yazılan bu romanı, yaklaşık 175 yıl sonra neden hala büyük bir hevesle okuyup etkilendiğimiz sorusuna dilim döndüğünce yanıt aramaya çalışacağım... Tabii kitabı Dostoyevski'nin yazmış olması dışında kalan nedenlerden bahsediyorum... Çünkü bu kitabı okumamızın arkasında yatan en büyük nedenlerden birinin bizzat kitabın yazarı olması su götürmez bir gerçek... --------------------- Yoksulluk sınırı diye bir kavram var hayatımızda... Bana çok enteresan gelir bu kavram... Nedir yoksulluk sınırı? Bu sınırı geçince ne olur? Nasıl bir dünya vardır bu sınırın ötesinde? Kim neye göre çizmiştir bu sınırı ve kimler bu sınırın başında nöbet bekler, kaçakları içeri sokmamak için? Bu sınır, Meksika Sınırı gibi birşey olsa gerek... Bin bir zorlukla o sınırı geçen insancıklar, özgür bir dünyaya adım attıklarını sanırlar. Oysa içlerinden pek çoğu, özgür ama yoksul oldukları topraklardan, köle ve yoksul olacakları topraklara adım attıklarını yıllar sonra fark ederler... Özgür ve zengin dünya vaadi, tavşanın önünde sürüklenen ipe bağlı bir havuç gibidir. Tavşan havucu gördüğü müddetçe onun peşinden koşmaya devam edecektir. Ta ki fiziksel ve ruhsal olarak tükeneceği noktaya varıncaya kadar... İşte yoksulluk sınırı da bu müstakil durumun kurumsallaşmış halidir... Yoksulluk sınırını geçtiğimiz anda aslında başka bir yoksulluk sınırının içine girdiğimizi sonradan hayat tecrübeleri ile öğreniriz. Bize bunu öğreten,
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202376,9bin okunma
Deniz Dandal
Defalarca okudum incelemenizi,tebrik ederim.Emeğinize sağlık.