Unutmayalım ki eğitimde;
a. Sevdiğimiz kadar tesirimiz olur.
b. Sevdiğimiz kadar seviliriz.
Eğitimde en büyük sermaye, muhabbettir. Muhabbet her problemi çözer. Problemini çözdüğümüz insan bizimdir.
Ben neyim? Ölümlü olanın bir parçası. Bak işte, bütün mesele bu kelimelerde saklı.
Sanki daha dündün beri mi insanlık kendine bu soruyu soruyor. Ve benden önce kimse bu soruyu sormamış mı kendine, her akıllı çocuğun kendiliğinden ağzından dökülen bu basit soruyu.Hayır, bu soru insanlar oldu olalı, ilk bakışta sorula gelmiştir.İnsanlar oldu olalı ilk baştan beri belliydi ki, bu sorunun çözümü için ölümlüyü ölümlüyle, sonsuzu sonsuzla ölçmek hep yetersizdir. İnsanlar var olalı beri, ölümlünün ebediyetle ilişkisi aranmış ve kelimelere dökülmüştür.
Ölümlünün ebediyetle karşılaştırıldığı ve hayatın anlamını içeren bütün o kavramları -Tanrı, özgürlük, iyilik vs-hepsini mantıkî bir incelemeden geçirelim. Bu kavramlar, aklın eleştirisini kaldıramazlar. Çok korkunç değilse bile, gülünç bir şey değil midir, bizim o kibir ve avuntuyla çocuklar gibi oluşumuz. Hani saati parçalayıp zenbereği bozan ve onu bir oyuncak gibi kullanıp da, sonra "Saat niye çalışmıyor artık?" diye şaşan çocuklar gibi.