Uzun bir yolculukta,
Yolun sonu uçuruma çıkıyor olsa da
iner manzarayi seyrederiz seninle.
Hic bişeyin önemi yok.
Ne gidecek yerimizin, yolumuzun olmaması ne teptiğimiz onca yol.
Bir yolunu buluruz, bilirim.
Sen yanımdayken.
...Şimdiyse yoksun.
Kendimle baş başa uzun zamandır kalmıyorum. Özellikle mi dikkat ediyorum? Yoksa öyle mi denk geliyor.Bilmiyorum. Korkularım beni unutkan yapıyor. Her gün daha da özgüvenim düşüyor. Hayata tutunmakla, ölüme koşmak arasında gidip geliyorum. Henüz ikisini de seçmedim. Uyuşmuş, karıncalanmış duygularımın ortasında gözlerim köprüye takılıyor. Köprünün bir sağına bir soluna bakıyorum. Arabaların, insanların koşuşturması gözüme tuhaf geliyor. Birden kulaklarım çınlamaya başlıyor.Anılar birbirine giriyor.Düşün diyorum; hayata tutunmak mı? Ölüme koşmak mı? Pierre Loti'deyim.Unutamıyorum.
'İdeolojiye düşmanlık, tek izm'e teslimiyettir: Obskürantizme.İdeolojiler siyaset dünyasının haritaları. Haritasız denize açılınır mı? Ama harita tehlikeli bir yolculukta tek kılavuz olamaz. Pusulaya da ihtiyaç var. Pusula:Şuur. Tarih şuuru, milliyet şuuru, kişilik şuuru. İdeolojilerin peşine takılanlar pusulasızdırlar.'