Olric’e durmadan baharı göreceğimizi söylüyorum. Sarayın soğuk duvarları arasında geçirdiğimiz günler sona erecek. Bu günlerin sonu gelecek. Bunu hissediyorum Olric.
Nefret ediyorum. Dünyanın dönüp durmasından nefret ediyorum. Güneşin her sabah doğmasından, her akşam batmasından da nefret ediyorum. Kalbimin benim isteğim dışında atmasından da nefret ediyorum. İster istemez nefes alıp vermekten de nefret ediyorum. Aslında ne kadar zavallı, ne kadar aciziz. Kendi kalbimiz bile bize rağmen atıyor. İstesen durduramazsın. Bu hayatta seçim diye bir şey yok. Aşık olacağın adamı bile seçemiyorsun. Sadece aşık oluyorsun işte. Oysa bu senin seçimin değil. Bazen kendimi bir kukla gibi hissediyorum. İplerim kimin elinde hiç belli değil. Nefret ediyorum işte. Her şeyden nefret etmekten de nefret ediyorum.
Şaka şaka her şeye rağmen yaşamayı çok seviyorum, gülümsemeyi çok seviyorum, hayata sarılmayı çok seviyorum :)
İfade edemediğim bir eksiklik hissi var içimde, sanki her şey başka türlü olabilirdi.
Bu cümle beni darmadağın ediyor her okuyuşumda. Biraz hüzün, biraz pişmanlık, olabilecek bir şeylerin olmamasının verdiği bir ağırlık…