Birden karşılaşıveriyoruz.
İlk karşılaşmanın şaşkınlığı. En güzeli bu...
Kişi kendini tartıp dengelemeden, yüzüne gözüne maskeler takmadan olduğu gibi zaafları ile görünüyor. O kısacık an ile yetineceksiniz. Tanışmanın en doğal ortamı böyle anlarda olur. Anlayana tabii...
Kur'an-ı Kerim'i okudukça o senin gören gözün, duyan kulağın olur, unutma. Unutmam, diyor Süleyman. Dağa taşa bakarsın, şu gördüğün çiçeklere, her şeye. Bu çiçek neler söylüyor, bu adam nereye gidiyor, bu taşı buraya niçin koymuşlar, hep anlarsın. Gece ile gündüz, uyku ile uyanıklık, hayatla ölüm hep birleşir. Dünyada niçin varsın, anlarsın. Okudukça açılırsın. Açılırsın ne demek? Ayak bağı olan şeylerden kurtulursun bir bir. Gittikçe hafiflersin. Hafiflersin ne demek? Biri sana ağır bir söz söyler, biri sana ağır bir yük yükler, biri seni över de göklere çıkarır, biri san mani olmak ister, biri seni çekip götürmeye çalışır, biri önünü engeller yığar, bir başkası para yığar, biri der ki aç kalırsın, biri der ki yapamazsın, biri der ki olmaz imkansız.
...............................
Bütün bunları aşarsın, anlıyor musun?
-Ya zaman... Ya bütün bu olup-bitenler...
- Zaman... Her zaman aynı.
Güneş aynı, ay aynı, ağaçlar ve insanlar aynı, sevgi ve nefret, korku ve ümit hep aynı.
Dualar aynı.
Kıble tek.