Garip değil mi yaşamımızı nasıl kurduğumuz? Bir iplik parçası, bir çivi, bir mantar, bir kağıt, bir paçavra, biraz toz, biraz hiç...
Bir araya gelir bunlar " bir yaşam" olur
Kişinin hastalıklarla uğraşması, dışarıdan sızmış bir düşmana kafa tutmasıdır. Yüreğin bozulması ise, kişiyi kendiyle karşı karşıya getiriyor olsa gerek. Kişi yenmeğe değil, aşmağa bakar o engeli yaşamak için.
Bilim, bir türlü gündelik yaşamı örtmezdi, örtemezdi bu gidişle... Susmak ya da doğruyu söylemek konusunda bir karara varabilmek için bilim daha ne kadar emekleyecekti.
Önemli olan yalan söylememek, doğru söylemek değil de, doğruculuk erdemini içinizde taşıdığınıza herkesi inandırmaktı sanki. Doğruculuğunu kınayanlar, kendisini, gerçekte, yalancı olmakla suçluyorlardı.