Kitap dosttur. Bazen eksikliğimi yüzüme vurur. Bazen bana beni tanıtır. Bazen insanları bana tanıtır. Okuduğum her kitap beni dünyasına olduğum gibi kabul eder. Kitap bilgili bir dosttur. Ve çok daha fazlası. İyiki kitaplar var.
Ne garip! Önce ceset kılınmışım, sonra ruh üflenmiş bedenime. İçecek suyum, yenecek lokmam, ikbalim, itibarım, idbarım*, çilem varmış. Benim de yürünecek yolum varmış şu küre-i âlemde, bu dünya üzerinden ben de gelip de geçecekmişim.
Yoklar defterinde değilmiş kaydım. Toprak kıvamında takılmamış, cesetle toprak arasında kalmamışım. Ruhsuz bir bedenolarak doğmamış, şuursuz bir ruh olarak yaratılmamışım.
Birinci sınıfa giden yeğenim, “Türkçe, konuşulduğu gibi yazılan bir dildir.” demek istedi sanırım. O kaide, “Türkçe, yazıldığı gibi okunan bir dildir.” değil miydi? 😂
“r” yerine “v” diyor ve dediği gibi yazmış. “ğ” harfini de Azeriler gibi “y” yapmış. Görünce bayağı bir güldüm. Kesin yanlış yaptım, gülmenden anladım, diyor.😂
Kadın, kocasının söylemediği kelimeleri anladığında boşanır; erkek ise karısına sürekli söylediği kelimeleri karısı anlamadığında boşanır..!
(Ben bekarım ama benim hipotezim böyle. Çünkü bir arşivlik ilişkilerimden anladığım bu) 😂😂
Şunu yapma diyorum, bir bakıyorum yine yapıyor, bir sabır, iki sabır. Artık üçüncüde sen yoluna ben yoluma, ben bostan korkuluğu değilim diyorum. O da bana bir şey soruyor, sen evhamlanmışsın diyorum, yok bir şey diyorum. Kesin var ben anlarım diyor. Anladığının gereğini yap o zaman diyorum. Güya ben habire açıklama yapacakmışım, onu bekliyor. Yalvarmalıyım nolur gitme diye. Pışıkk😂 Sonra da bu kadar basit mi Yıldırım? Senin için ne kadar kolay ya ayrılmak falan. Üfff😂 Bir şey de anladıkları yok. Bol kuruntu, bol evham. Hissederlermiş, pehh😂😂
Diyelim ki hissederler ama yine de bu zandır, kesin bilgi değildir. Biz ise anlarız, işte bu kesin bilgidir😂😂
Askerliğimi yapmadığım zamanlarda bir an önce git de aradan çıksın derlerdi. Evlilik de öyleymiş demek ki. Onu da aradan çıkarayım bari😂😂