Hamlet dünya tarihinin en meşhur trajik oyunlarından biridir. Ve ben eseri ilk kez okuma talihsizliğini Shakespeare’nin diğer kitaplarını okumakla kendime söz verip telafi edeceğim gibi görünüyor.Eser anlatımı karmaşık gibi görünse de masalsı bir şiir okur gibi her satırında kaybolup çağlar arası yolculuk yaptıran tatlı bir okuma deneyimi yaşatıyor.Konusuna değinirsek Hamlet bir aşk macerası gibi görünse de aslında perde arkasında bir intikam oyunu yatar. Hamlet’in babası kraldır. Amca Claudıus iktidar hırsıyla kralın kulağına zehir akıtarak öldürür. Bu ani ölümle ruhu yerinden sarsılan Hamlet’in annesi Gertrude’in amcasıyla evlenmesi işlerin sarpa sarmasına neden olur. Bütün bu yaşananlardan sonra Hamlet var olmakla olmamak arasında salınırken bir gün babasının hayaleti kendine görünür ve intikam çağrısında bulunur yeminler ettirir ona rahat uyku vermez. Babasını öldürenin amcası olduğunu öğrenince herkesi oyun içinde bir oyuna çeker. Kendisi de bambaşka bir Hamlet olur . Herkese delirmiş gibi garip tavırlar sergiler. Hamlet’in içine daldığı bu karanlığın sebebi başta Polonius’un güzeller güzeli kızı Ophelia’nın aşk mektuplarını reddetmesi olduğu sanılır. Ancak durum tamamen farklıdır. Oysa Ophelia duyguları arasında sıkışmış Hamlet’i içten içe seven ve sonunda bir denizkızı gibi sulara karışan nadide bir çiçektir. Neyse sözü fazla uzatmadan oyunun sonunda Hamlet kraldan intikamını alır. Ancak kendisinin de soylu yüreği dayanamaz ince bir kılıç çizgisine ve kapatır gözlerini sonsuz bir geceye. Horatio ise bütün bu trajedinin canlı şahidi, Hamlet’in sadık dostudur. Hamlet’in vasiyeti üzere geride kalıp katlanır dünyanın kötülüğüne ve dilden dile anlatır Hamlet’in hikayesini…
Her ne kadar sonu hazin bitse de etkileyici bir başyapıt doğrusu.
Ama yine de kitabın