Aslında dünya ile ahiret örnek açısından tıpkı iki kuma gibidir. Birini memnun edeyim derken, ötekini kızdırırsın. Hiçbir vakit işin ortak noktasını bulamazsın. Bu ikisi birbirlerine göre doğu ile batı gibidir. Birine ne oranda yaklaşırsan, ötekisi de o nisbette senden uzaklaşır.
Kehmes b. Hasan demiş ki:
-Ben bir günah işledim. Bu yüzden tam kırk yıldır hep ağlar dururum.
-Ey Ebu Abdullah, nedir o işlediğin günah? Dediler.Demişki:
-Allah için sevdiğim bir kardeşim vardı, beni Allah için ziyarete gelmişti.Ben onun için bir balık satın aldım. O da ondan yedi. Sonrasında kalktım komşuma ait olan bir avludan/duvardan bir parça çamur aldım. Misafirim onunla elini yıkadı/ temizledi.
Şimdi sen var git, nefsini hesaba çek, durumunu tartış. Hiç zaman kaybetmeden git tövbe et. Çünkü ecel saklıdır, ne zaman geleceği bilinmez. Dünya ise aldatıcıdır. Nefis ve Şeytan, kişinin iki düşmanıdır. Herşeyden yüce ve münezzeh olan Allah’la dua et ona yalvar yakar. Atamız, Hz Adem’in (a.s) durumunu bir kez düşün. Allah Teâlâ, onu kendi eliyle yarattı. Ruhundan ona ruh üfledi ve onu meleklerin omuzlarında cennete taşıttı . Hz Âdem (a.s), başka değil bir tek günah işlemişti. Bu günah yüzünden başına gelenler geldi inen hükümler indi.Hatta rivayete göre yüce Allah ona şöyle buyurdu:
-Ey Âdem! Ben sana karşı nasıl komşu idim?
- Ey rabbim! Senden daha güzel komşu mu olur mu?
-Ey Âdem komşuluğumdan çık git. “Başındaki saygınlık tacını bırak. Çünkü bana karşı gelen biri, bana komşu olma hakkına sahip olamaz” diye buyurdular.
Dahası rivayet olunduğuna göre HzÂdem (a.s) tövbe etmezden önce işlediği günah yüzünden iki yüz yıl ağlamış durmuş, böylece işlediği o bir tek günahını ancak bağışlatabilmişti.
Yüce Allah, Nebisi ve Safiyyullah diye adlandırdığı Hz Âdem’ e karşı uygulaması, işlediği bir tek günah yüzünden böyle olursa , acaba günahlara boğulup kalmış, sayısı belli olmayan günahlara dalmış olan başkalarının hali nasıl olacak ki?
İşte tövbe eden birinin. Âdem’in Allah’ a duası ve yakarışı, niyazı görüldüğü gibi olduğuna göre