...Ve kendi odalarımıza sahip olursak;özgür yaradılışlı olup ne düşündüğümüzü tam olarak yazabilecek cesarete sahip olursak;ortak oturma odalarından biraz kaçıp insanları sürekli birbirleriyle olan ilişkileri içinde değil de hakikatle olan ilişkileri içinde görürsek; aynı zamanda gökyüzünü ,ağaçları ya da kendi içlerinde her ne varsa onu görebilirsek;dört elle sarılacağım bir elin olmadığı, yalnız başımıza devam etmemiz gerektiği ve bunun sadece erkeklerin ve kadınların dünyasıyla değil , gerçeklik dünyasıyla alakalı bir durum olduğu hakikatiyle yüzleşirsek işte o zaman fırsat doğacak....
Eğer insanlar kafalarında hep geçmiş acıları canlandırmasalar(ama ne için böyledir onu da tanrı bilir)evet halden memnun olacak yerde geçmişin hesabına her zaman dertlerini tazelemeseler elbette şimdiki kadar acı duymazlardı.