“New Haven’a varır varmaz, yengesinin manikür dükkânında çalışmaya başlayacaktı. Şu an bu fikir onu dehşete düşürdü. Onların yaşamının bir parçası olmak, kuzenlerinin okuldan döndüğünü, annelerinin onları sarılarak karşıladığını, babalarının bisiklet sürmeyi öğrettiğini görmek, bu adamın onlara, hepsine çektirdiği acıyı hatırlamak istemiyordu. Amcasının elinden aldığı, onu yoksun bıraktığı, ama kendisinin doyasıya sürdürdüğü aile saadetinden nefret ediyordu. Hayır, onlara ihtiyacı yoktu; başvuru formunda amcasının adı olsa da olmasa da Amerika onları kabul edecek, onlar da oraya ayak basar basmaz kendi elleriyle kendilerine bir hayat kuracaklardı. Böylece, Bay Barnett’in ona kalemi havada, formun üstünde, dikkatle baktığı kısa bir suskunluğun ardından, “Hayır,” dedi, “kimsemiz yok.””