Derya Yaşaroğlu

Derya Yaşaroğlu
@Deryaandra
Podcast: Şeftali Bahçesi
“New Haven’a varır varmaz, yengesinin manikür dükkânında çalışmaya başlayacaktı. Şu an bu fikir onu dehşete düşürdü. Onların yaşamının bir parçası olmak, kuzenlerinin okuldan döndüğünü, annelerinin onları sarılarak karşıladığını, babalarının bisiklet sürmeyi öğrettiğini görmek, bu adamın onlara, hepsine çektirdiği acıyı hatırlamak istemiyordu. Amcasının elinden aldığı, onu yoksun bıraktığı, ama kendisinin doyasıya sürdürdüğü aile saadetinden nefret ediyordu. Hayır, onlara ihtiyacı yoktu; başvuru formunda amcasının adı olsa da olmasa da Amerika onları kabul edecek, onlar da oraya ayak basar basmaz kendi elleriyle kendilerine bir hayat kuracaklardı. Böylece, Bay Barnett’in ona kalemi havada, formun üstünde, dikkatle baktığı kısa bir suskunluğun ardından, “Hayır,” dedi, “kimsemiz yok.””
Sayfa 32·Kitabı okuyor
Edebiyat
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Podcast dinleyenler?
Selam, kişisel deneyimlerimle kısa kısa sohbetler ettiğim bir podcastim var. Adı Şeftali Bahçesi. Takip eder, hoşunuza giderse dinlerseniz çok sevinirim. Sevgiler. open.spotify.com/episode/0d3RLc1...
1000Kitap

Derya Yaşaroğlu

, bir kitabı okumaya başladı
Cecile Pin
8.1/10 · 690 okunma

Derya Yaşaroğlu

, bir kitap okudu
9/10
·152 syf.··
20 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2026 13:34
·
2026 6. kitabı
Pınar Kür
8.3/10 · 11,7bin okunma
9/10
·152 syf.··
2026 6. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2026 13:34
Bazı kitaplar sadece bir hikâye anlatmaz; aynı zamanda bulunduğu dönemin suskunluklarını da açığa çıkarır. Asılacak Kadın da benim için tam olarak böyle bir yerden duruyor. 1970’ler ve 1980’ler… Bir kitabın “rahatsız edici” bulunup dava konusu olabildiği, kadın bedeninin, kadın hikâyesinin ve kadın sözünün kolayca hedef haline getirilebildiği yıllar. Bugün geriye dönüp baktığımda şunu daha net görüyorum: mesele sadece bir kitap değil, mesele kimin konuşabildiği, kimin hikâyesinin “fazla” bulunup bastırıldığı. O dönem bu roman üzerinden açılan tartışmalar, aslında kadının toplumsal alandaki yerinin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyordu. Ama üzülerek söylüyorum ki, bu kırılganlık tamamen geçmişte kalmış bir şey değil. Bugün de farklı biçimlerde aynı şey devam ediyor. Kadının sesi ya arka plana itiliyor ya da konuştuğunda “fazla” bulunup sınırlandırılmaya çalışılıyor. Bazen açıkça, bazen daha ince yollarla… Ama sonuç değişmiyor: kadın hikâyesi hâlâ tam anlamıyla eşit bir yerden duyulmuyor. Bu noktada şunu özellikle önemli buluyorum: bu hikâyelerde “kurban” olan sadece bireyler değil. Toplumun kendisi de, bastırdığı her sesle birlikte kendi gerçeğini eksiltiyor. Çünkü bir ses kısıldığında, aslında hepimizin dünyası biraz daha daralıyor. Pınar Kür’ün metinlerinde hissettiğim şey de tam olarak bu: bireysel bir trajediden çok daha fazlası… yapısal bir körlük. Ve bu körlükle yüzleşmediğimiz sürece, değişim sadece isimlerde kalıyor. Ben bu kitabı okurken şunu düşündüm: bazı hikâyeler geçmişte kalmıyor, sadece form değiştiriyor. Ve biz onları okudukça aslında bugünü de daha net görmeye başlıyoruz.
Edebiyat
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,7bin okunma