Derya

Anımsama yoluyla hayatı irdeleme
10/10
·160 syf.··
2025 35. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2025 16:52
Her detayıyla mükemmel kurgulanmış bir kitaptı. Kitabın ilk sayfalarında arkadaşlık ilişkilerinin anlatılması, aşk ilişkisinin detaylandırılması, çok rastgele gibi görünen okuldan arkadaşlarının intiharı alttaki tüm temalarla bağlanıyor. İlk sayfalarda anlatılan intihar farklı yönleriyle ama nispeten benzer şekilde tekrardan karşımıza çıkıyor. Tüm yer verilen detaylar her şeyi birbirine ilmek ilmek bağlamış. Alex, Adrian, Colin ve kahramanımız Tony’ nin kurduğu arkadaşlık ilişkileri, öğretmenlerle verilen diyaloglar, tarihi değerlendirme parçacıkları çok güzel işlenmişti. Tarihle ilgili çok güzel aforizmalara yer verilmişti. Ana karakterin gençliğinden itibaren hayatının nerelere evrildiğini öncelikle kendi gözünden okuyoruz. Sonrasında ise aslında gerçeklerin hatırlandığı gibi olmayabileceğini, belleğin oyunlarını görüyoruz. Kitaptan bununla ilgili çok güzel bir alıntıya yer vermek istiyorum: ”Kendi hayat hikâyemizi ne kadar sık anlatırız? Ne kadar sık düzeltmeler yaparız, güzelleştiririz, kurnazca kesintilere gideriz? Hayat uzadıkça, çevremizde hikâyemize meydan okuyacak, bize hayatın bizim hayatımız olmadığını, sadece hayatımız hakkında anlattığımız hikâye olduğunu anımsatacak kişiler de azalıyor. Başkalarına ama –esas olarak– kendimize anlatılan bir hikâye.” Geçmişi bugün yeniden çok da inanılacak bir şekilde fakat yaşanılan şeklinden uzak şeklinde aktarması ana karakterin bizi bu durumla yüzleştirmesi çok çarpıcı bir şekilde yapılmış. Geçmişi bugün tekrar yazma biçimiyle ilgili yeni düşünüşler sunan bir kitap oldu. Geçmişte bir şeyler yaşadık biz kendimizi bir şekilde tanımladık. Olayları hafızamıza koyduk, onları çok da inanılacak ve doğru olduğuna, kesin olduğuna inandığımız bir şekilde aktarmaya devam ediyoruz. Ama onlar o şekilde mi oldular? Yoksa onları
Bir Son DuygusuJulian Barnes · Ayrıntı Yayınları · 20213,561 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·144 syf.··
2024 15. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ekim 2024 20:44
Şöyle hoş, insanın içini açan bir ışığın hiç girmediği bir dükkân. Sıkça karşıma çıkan bu kitabı okumaya başlamadan önce oldukça melankolik bir kitap olduğunu düşünüyordum. Ama kitabımızın türü kara mizah. Jean Teule de kara mizah yapan bir karikatürist. Bu kitap da yazarın ilk romanı. Kitabımızın distopya türünde olduğunu söyleyebiliriz. Çevresel etmenlere geniş ölçüde yer verilmemiş fakat iklim değişikliklerinden bahsedildiğini görebiliriz. Ana konumuz ise kitaba da ismini veren intihar dükkanı ve bu dükkanı işleten aileyi içeriyor. Dükkanın içerisinde intihar etmek isteyenlerin kullanabileceği her türlü malzeme satılıyor. Ailemiz müşterilere intihar türlerine uygun malzemeleri sağlıyor. Üç çocuğuyla bu dükkanı işleten anne ve baba karakteri çocukları oldukça depresif yetiştirmeye büyük bir gayret göstermiş ve ilk iki çocuklarında bunu başarmış. Televizyondaki haberlerin sürekli açık olduğunu ve kötü haberlerin benimsenip dünyanın kötü bir yer olduğuna çocukları ve tabii kendilerini de ikna ettiklerini görüyoruz. Üçüncü çocukları Alan ise ablası ve abisine karşın çok mutlu ve güler yüzlü bir çocuk. Gelen müşterileri fikirlerinden vazgeçirmek için tatlı çabalarını görüyoruz. Kitapla ilgili tek eleştirim çok kısa olması. Biraz daha uzun olup karakterlerin daha detaylı incelenmesini isterdim. Hiç bitmesin istediğim keyifle okuduğum bir kitaptı.
İntihar DükkânıJean Teule · Sel Yayıncılık · 202417,8bin okunma
10/10
·152 syf.··
2025 31. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2025 13:16
Keşfettiğim için çok mutlu olduğum aynı zamanda da okurken beni hüzünlere sürükleyen yazar Fournier. 2024 yılı itibarıyla YKY tarafından çevrilmiş 10 kitabı bulunuyor. ‘Tek yalnız ben değilim’ yazarın okuduğum ilk kitabı ve son olmayacağını söyleyebilirim. Nereye gidiyoruz baba(2009) ve Dul(2013) yazarın özellikle merak ettiğim iki kitabı. Yazar yaşadıklarını samimi, içten ve sıcak bir dille anlatmış. Kötü olaylar yaşasa dahi bunları mizahi bir yönden ele alıp anlatabilmiş. Acıları yansıtırken çok ince bir çizgide bunları hem hüzünlü hem de mizahi bir yönden aktarmış olması beni çok etkiledi. Fournier yapayalnız olmaktan, insan olarak aciziyetinden ve hayattaki başarısızlıklarından bahsediyor fakat 80 yaşını devirmiş olan yazar, birçok roman ve anlatı türündeki eserinin yanı sıra çok sayıda sevilen çizgi diziye ve televizyon programlarına imza atmış. Bu kitabında kendini acımasız bir şekilde eleştirdiği kısımlara sıkça yer vermiş. Yaşadığı kötü olaylarla, yalnız kalışıyla, mutsuz ruh haliyle yazı yoluyla dalga geçerek aşmayı başardığını dile getiriyor. Karısının, annesinin, çocuklarının, arkadaşlarının ve en son kedisinin de kendisini terk edip yalnız başına kalışının anlatısı. Herkesin onu terk edip bir başına kalışına sitemli. Bir yandan yalnızlığı seven bir yandan da yalnızlıktan şikayetçi. “Kendimle baş başayken hiçbir zaman sıkıldığımı söyleme cesareti gösteremem” sözleri de bu yargıyı destekler nitelikte. Yazar kendi hayatını samimi ve mizahi bir dille aktarmayı başarmış. Kendinizi okurken her duygunun içinde bulabilirsiniz.
Tek Yalnız Ben DeğilimJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20258,1bin okunma
10/10
·120 syf.··
2025 34. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2025 20:16
Yıkım edebiyatı (Trümmerliteratur), Almanya’ da İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra başlayan 1945-1950 yıllarını kapsayan edebiyat hareketidir. Bu harekete mensup anti-militarist sanatçılar savaşın toplum üzerindeki etkilerini anlatan eserler yazmışlardır. Hareketin temsilcilerinden dilimize de birçok eseri çevrilmiş olan Heinrich Böll bir yazısında akım için şöyle diyor; "Ben de Yıkıntı Edebiyatı yolundanım, Yıkıntı Edebiyatı’nın , Heinrich Böll’ le beraber en önemli temsilcilerinden biri olan Wolfgang Borchert, savaş sonu yıpranmış gençlerin halini temsil ediyordu. 21 yaşında savaşa katılmış, Doğu Cephesi’nde Rusya’ ya karşı savaşmış. Savaşla ilgili görüşlerini yazdığı yazılar nedeniyle harp mahkemelerinde yargılanmış. Yargılaması bitince geçirdiği çeşitli rahatsızlıklara rağmen tekrardan cepheye gönderilmiş. Uzun süren bir savaşın değiştirdiği gençlerin savaş sonu Almanyasını anlatıyordu. Kapıların Dışındayı sekiz günde tamamladığı biliniyor. 26 yaşına kadar yaşamış olan yazar tüm eserlerini neredeyse 2 yıl içerisinde yazmış. Eserinin sergilenişini görememiştir. Ölümünden bir gün sonra sergilenmiştir. Parlak demeçler, süslü sözler ve coşkun şarkılarla gönderilmişler fakat döndüklerinde bambaşka bir manzarayla karşılaşmışlar. Bu askerlerin savaştan döndüklerinde “Kapıların Dışında Bırakılması” anlatılıyor. Geriye dönebilenlerin yeri “Dışarıda, kapının önünde”dir. 3 yıl süren savaşın sonunda doğduğu şehir olan Elbe’ ye dönen ana karakterin döndüğünde bütün kapıların kendine kapandığını görmüştür. Eserde herkesle yüzleşmesine yer verilmiştir. Bu yüzleşmeler oldukça etkileyici aktarılmış. Kitabın önsöz bölümünde kitabın taşıdığı anti-militarist özellikten dolayı resmi kurumlarca çevirisiyle ilgili yaşanan sorunlara yer verilmiş. Behçet Necatigilin kitabın çevirisi için
Kapıların DışındaWolfgang Borchert · Can Yayınları · 20217,9bin okunma