Zeynep Derya Tüfekçi

Zeynep Derya Tüfekçi
@Deryaztfck
Alkestis ~ özet
Puan vermedi·309 syf.··
2026 12. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2026 09:36
Ünlü ressam Alicia Berenson, kocasının onu ne kadar çok sevdiğine inanıyordu. Onun sevgisi, babasınınkine hiç benzemiyordu. Çünkü Alicia daha çocukken, annesinin ölümüne neden olan o kazadan sağ kurtulmuş ama aslında o gün bir parçası ölmüştü. Babasının söylediği tek bir cümle ise onu tamamen yok etmişti. ' Neden onun yerine Alicia ölmedi ' Zorlu bir çocukluk geçirdi. Sonra hayatına Gabriel girdi. Evlenmişlerdi. Birbirlerini çok seviyorlardı… hatta belki de uğruna ölecek kadar. Peki Alicia, bu kadar severken kocasını nasıl öldürebildi? O günden sonra sessizliğe gömüldü. Kimse onu anlayamadı. Artık o, “sessiz bir hasta”ydı. Çizdiği son resme “Alkestis” diye imza atmıştı. Tıpkı izlediği oyundaki karakter gibi… Belki de Alicia ölmüş, Alkestis yeniden doğmuştu. Theo ise kendi yaralarıyla büyümüş bir adamdı. Çocukluğunda babası tarafından sürekli aşağılanmıştı. Ama şimdi onu sevdiğine inandığı Kathy ile evliydi ve bir psikiyatrist olarak Alicia’nın sessizliğini çözmeye kararlıydı. Fakat ne Kathy Theo’yu, ne de Gabriel Alicia’yı gerçekten sevebildi. Alicia’nın günlüğü her şeyi ortaya çıkarıyordu. O “maskeli adamın” kim olduğunu da… Alicia onu ilk gördüğü anda tanımıştı. O adam Theo’ydu. Eve giren, onları bağlayan, yüzleşmeye zorlayan ve sonra her şeyi geride bırakıp giden kişi… O gün Alicia öldü, Alkestis doğdu. Sevdiği adam, kendi hayatı uğruna başka bir hayatı feda etmişti. Theo, Alicia’yı konuşturmayı başarmıştı… ama belki de bazı gerçekler hiç konuşulmamalıydı. Günlüğün son sayfalarıyla her şey ortaya çıktı. Ve Theo yakalandı. Peki… gerçekten kim daha suçluydu?
Edebiyat
Sessiz HastaAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 202312,8bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yarım hikaye ~ “ben artık o eski ben değilim”
7/10
·276 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
Kısaca konusu şöyle: Hikâye, şeyh olan babasını kaybeden genç bir adamın hayatında bir gecede gelişen tuhaf olaylarla başlar. Kapısına gelen üç derviş, rüyalar, geçmişten gelen insanlar ve düğün salonunda çalışan arkadaşının gelin kaçırması gibi olaylar birbirine karışır. Kahraman bir yandan eski aşkıyla ve hayatın anlamıyla yüzleşirken, diğer yandan garip ve biraz “masalsı” olayların içine sürüklenir. Roman aslında aşk, yalnızlık, inanç ve hayatın karmaşası üzerine kurulmuş biraz hüzünlü ama şiirsel bir hikâyedir. Turgut iki aşk arasında kalır .Bir tarafta ilahi aşk / maneviyat / babasının yolu.Diğer tarafta bir kadına duyduğu dünyevi aşk Kadına olan tutkusu yüzünden kendi içindeki manevi tarafı öldürdüğünü hissediyor. Bu yüzden romanda sık sık “ben artık o eski ben değilim” hissi var. Turgut’un hayatı düğün salonu gibi: herkes bir araya geliyor, müzik var, gürültü var ama kimse gerçekten mutlu değil. Roman aslında şöyle bitiyor: Turgut bir “eşikte” kalıyor.Ne tamamen kurtulmuş ne de tamamen kaybolmuş. Turgut aslında üç şey arasında kalıyor: İnanç , aşk , vicdan . “İnsan düştükten sonra tekrar ayağa kalkabilir mi?” Bu soru boşlukta kalıyor. Çünkü Turgut’un hayatı da o anda boşlukta. Turgut annesinin ölümlüyle boşluğa düşen bir karakter Eda ise onun tek bir kelimeyle bazen kurtarıcısı bazen cellatı oluyor Babasıyla temsil edilen o eski manevi dünyadan kopmuş.Ama yerine yeni bir kimlik de koyamamış.Kendi merkezini kaybetmiş .Normalde insanın bir iç merkezi olur: inanç , değerler ,kendilik duygusu. Turgut’ta bunların yerini Eda almış.Eda değiştikçe Turgut da değişiyo, adeta Eda ile dalgalanıyor .Eda umut verince Turgut umutlanıyor. Eda uzaklaşınca Turgut çöküyor. Yani kendi ayakları üzerinde duran bir karakter değil. Kitapta sanki kimse kimseyi olduğu gibi sevmiyor
Şanzelize Düğün SalonuTarık Tufan · Doğan Kitap · 20248,6bin okunma
# sol ayağım
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2026 11:40
1932 yılında Dublinde doğuştan beyin felçi rahatsızlığıyla dünya gelen Christy Brown , doktorların zihinsel engelli olduğu, hayatı boyunca bakıma muhtaç olduğu düşünülürken annesinin ona olan inancı ve yardımlarıyla tek kontrol edebildiği sol ayağıyla resimler çizerek harfler yazarak zihnini yönetebildi. Onun otobiyografisi, bir umutsuzluk ağına düşünce ordan nasıl azim ve kararlıkla çıkılabileceğini anlatan bir başarı hikayesi . youtu.be/btfKlSw9Zng?si=...
Sol AyağımChristy Brown · Nemesis Kitap · 201794,9bin okunma
Vah Nazan
10/10
·400 syf.··
2026 3. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2026 14:34
Orhan Kemal El Kızı, Nazan’ın çocukluktan yetişkinliğe uzanan hayatı üzerinden kadının sistemli biçimde ezilişini anlatır. Nazan; aile, mahalle, evlilik ve devlet tarafından korunmak yerine sürekli suçlanan, bastırılan ve yok edilen bir kadındır. Tecavüze uğrar, aşağılanır, terk edilir, suçsuz yere hapse atılır, dilenciliğe kadar düşer. Roman, bireysel kötülüklerden çok toplumsal çürümeyi gösterir. Mutlu son yoktur; yalnızca hayatta kalma vardır. Evet, insan “bağır artık!” diyor. Ama Nazan bilinçli olarak direnemeyen kadın olarak çizilmiş. Jale çok kritik bir karşı figür.Açık, cesur, erkeklerle iç içe.Bedeni üzerinden hayatta kalıyor ama seçtiğini sanıyor .Toplum tarafından “ahlaksız” damgası yiyor. Ama ironik biçimde Nazan’dan daha az eziliyor . Bu düzende sesini çıkaramayan kadın daha az suçlu değil, daha çok eziliyor. Hacer bir “kötü kaynana” değil; erkek düzenini içselleştirmiş kadın. Kadının kadına yaptığı kötülük, erkeğinkinden daha derin. Mahzar’ın Nazan’dan soğuduğunu hissedip yine de onu aşağılaması, sonra başka bir kadın için boşaması… Mahalle erkeklerinin tecavüzü… Nesrin’in sevgilisinin tacizi… Erkekler tek tek kötü değil; cezasızlıkla beslenen bir güruh. O yüzden hiçbirinin iç dünyası yok Nihat vicdanlı, koruyucu. Haldun’a beybabalık yaparak romandaki tek sağlıklı erkek figürü olur Bu roman rahatsız etmek için yazılmış gibi . Nihat ve ailesi, romanın karanlığında “başka türlü bir hayat mümkündü” dedirten ama asla romantize edilmeyen bir adacık. Peki Nazan neden naciyeyi öldürür ? Naciye Nazan’a kötülük eden ilk kişi değildir. Ama ona son darbeyi vuran kişidir .
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,3bin okunma
SOROR ~DÜNYA
10/10
·208 syf.··
2026 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2026 12:24
Dünyanın ikiz kız kardeşi Soror ‘a ; insan ırkının vahşi , maymun ırkının uygar olduğu gezegene 3 bilim insanı iniş yapar Tersine dönmüş düzen. Zeka dil ve uygarlık üstün ırk maymunlarda İlkellik ise insanlarda. Konuşan düşünen yasa koyan maymunlar Kafeste tutulan avlanılan denekler ise insanlar Bu gezegen insanların evrende şuanda yapmakta olduğu ırkçılık,türcülük ve ötekileştirmeyi gösterir “insanlar düşünemez, konuşamaz, uygarlık kuramaz” Maymunlar insanları avlar kafese koyar ve insanlara çeşitli testler yapar İnsanların hayvanlara yaptığı her şey, bu evrende insana yapılır. “Biz -uygar maymunlar ,onlar - tehlikeli insanlar “ Tehlike söz konusu olunca insanlara şiddet meşrulaşır. Bugün insanın hayvana yaptığını, yarın başka bir tür ya da insan grubu insana yapabilir.şu üç tema baskın kitapta Sen doğuştan aşağılıksın : ırkcılık Sen benim türümden değilsin : türcülük Sen bizden değilsin : ötekileştirme Gücü eline alan , uygarlığı ele geçiren özü unuttu.Şehirler, yasalar, bilim ,dil birer uygarlık aracıdır .Öz bu araçların nasıl kullanıldığı.Öz ahlaktı .Uygarlık değişti ama zihniyet değişmedi İkisi de gücü korumak için gerçeği eğdi ,düzen bozulmasın diye adaleti feda etti ,ötekini “tehlike” ilan etti. Peki gerçek uygarlık nerde başlar ? Güçlüyken merhametli , haklıyken adaletli , üstünken eşit olabildiğin kadar uygarsın. Aksi halde var olan şey sadece uygarlık değil düzendir . (Final : Dünya da artık üstün ırkın elinde .)
Maymunlar GezegeniPierre Boulle · İthaki Yayınları · 20186,7bin okunma