Orhan Kemal El Kızı, Nazan’ın çocukluktan yetişkinliğe uzanan hayatı üzerinden kadının sistemli biçimde ezilişini anlatır.
Nazan; aile, mahalle, evlilik ve devlet tarafından korunmak yerine sürekli suçlanan, bastırılan ve yok edilen bir kadındır. Tecavüze uğrar, aşağılanır, terk edilir, suçsuz yere hapse atılır, dilenciliğe kadar düşer. Roman, bireysel kötülüklerden çok toplumsal çürümeyi gösterir. Mutlu son yoktur; yalnızca hayatta kalma vardır.
Evet, insan “bağır artık!” diyor. Ama Nazan bilinçli olarak direnemeyen kadın olarak çizilmiş.
Jale çok kritik bir karşı figür.Açık, cesur, erkeklerle iç içe.Bedeni üzerinden hayatta kalıyor ama seçtiğini sanıyor .Toplum tarafından “ahlaksız” damgası yiyor. Ama ironik biçimde Nazan’dan daha az eziliyor .
Bu düzende sesini çıkaramayan kadın daha az suçlu değil, daha çok eziliyor.
Hacer bir “kötü kaynana” değil; erkek düzenini içselleştirmiş kadın.
Kadının kadına yaptığı kötülük, erkeğinkinden daha derin.
Mahzar’ın Nazan’dan soğuduğunu hissedip yine de onu aşağılaması, sonra başka bir kadın için boşaması…
Mahalle erkeklerinin tecavüzü…
Nesrin’in sevgilisinin tacizi…
Erkekler tek tek kötü değil; cezasızlıkla beslenen bir güruh.
O yüzden hiçbirinin iç dünyası yok
Nihat vicdanlı, koruyucu. Haldun’a beybabalık yaparak romandaki tek sağlıklı erkek figürü olur
Bu roman rahatsız etmek için yazılmış gibi .
Nihat ve ailesi, romanın karanlığında “başka türlü bir hayat mümkündü” dedirten ama asla romantize edilmeyen bir adacık.
Peki Nazan neden naciyeyi öldürür ?
Naciye Nazan’a kötülük eden ilk kişi değildir. Ama ona son darbeyi vuran kişidir .