Ben ayna kuramı diye bir kuram geliştirdim. İnsan kendisini görmek istediği gibi yansıtan birine aşık oluyor. Görmek istediğin imajı Mehmet’in elindeki ayna yansıtıyorsa o zaman Mehmet’e aşık oluyorsun; Ahmet’in elindeki ayna yansıtıyorsa Ahmet’e... Ama insanın kendine yakıştırdığı imge her zaman aynı olmuyor, ihtiyaçlarına göre değişiyor... Yavaş yavaş orada gördüğün imaj eskimeye başlıyor. Ve başka imajlar aramaya başlıyorsun. Yepyeni bir aynada yepyeni bir yüz gördüğünde, bu sefer ona yöneliyorsun.”
Yalnız biri olduğum için günde birkaç kez özür dilemek gelir içimden. Halbuki gerçekten yalnız bir insan değilim, bunun için suçluluk da duymuyorum. Yalnızlığın giderek hoşuma gitmesidir belki doğru olmayan.
Sadece geceleyin, tümüyle yalnızken, içime kapanmışken, unutulmuş ve kaybolmuşken, gerçek ve yararlı hiçbir şeyle bağlantım kalmamışsa, ancak o zaman kendimi bulur ve huzurlu hissederim.