Dönemsel olarak , düşüncelerime müdahale edemediğim zamanlar oluyor .
fakat asıl problem, hiç-bir zamana ait hissedemiyor oluşum .
Şehrin sokaklarında yürürken, evimden çıkarken ,evime giderken, insalar ile ilişkilerimizi yürüttüğümüz yollarda bir yere varmak için çabalarken ...
Hiç-bir yola , hiç-bir mekâna , hiç-bir duyguya ait olmadığımı hissediyorum.
Yanlış yerde yanlış kişiymiş gibi adımlarımı geri çevirmek isteyen zihnimi ,her seferinde terbiye ediyor ve ait olmadığım hayatı yaşmaya devam ediyordum.
Bir palette ,bir öndeki seferden kalan kurumuş boya gibi.
Bir daha hiç-bir resimde yer alamayacağını bilerek kurumaya devam eden bir boya .
Peki bu boya , geleceğe ait olmasa bile , geçmişe sahip değil mi ?
Belki ait olmak için sahip olmamız gerekiyordur .
Öyleyse kucaklıyorum tüm eksiklerimi, hepsini koruyor ve kolluyorum. Düşmek üzereyken, neye tutunduğunun bir önemi yoktur.
Eğer acılarım , eksiklerim ve yanlızlığımı sahiplenebilirsem,
onlara ait olabilirim.
Cornwall açıklarında bir kayada oturup. Saçımı taramalıyım. Kaplanderisi pantolon giymeli. Mutluluğu yaşamalıyım. Öyleyse, başka bir yaşamda görüşmek üzere .