İç zorunluluk söz konusu olmadan, derin bir kişisel "özel" seçim olmaksızın, haz olmaksızın; çalışmak, düşünmek, duymak kadar hızla yıkan başka ne olabilir?
Damarlarında tanrıbilimci kanı akanlar, bütün şeylere daha başından eğri, dürüst olmayan bir tavırla yaklaşırlar. Bu yaklaşım sonucu oluşan tutku, kendine inanç adı takar ; kendi karşısında, sağalmaz sahtelik görünümünden acı çekmemek için, gözünü sımsıkı yummak. Her şeye yönelik bu çarpık optikten bir ahlak, erdem, kutsallık çıkarırlar, yanlış görme iyi vicdan haline getirilir.
Modern insan mı? "Ne ettiğimi bilmiyorum, ne ettiğini bilmeyen her şeyim ben. " diye iç geçirir. Bu modernlikti bizi hasta eden. Tembel barışlar, korkak tavizler, modern evet ve hayırın bütün erdem kirliliğiydi.