“Seni anlıyorum” demek büyük bir yalandır. Kocaman bir yalan. Kimse kimseyi anlayamaz ve taniyamaz dünyada... Var olan en sağlam zırh insan vücududur. İçindekileri en iyi saklayan kasa odur. Koridorlarında birikenlerin kokusunu bile yaymaz dışarıya Deliliğinin kokusunu, anormalliğinin kokusunu duyamazsın yanında gazete okuyan adamın, otobüs durağında.
İnsanın kendini üstün görmesi, diğer bütün konuşan yaratıkları ilk bakışta yargılaması belli bir yaşa kadar devam eder. Sonra bir gün fark edilir hiçbir canlının anlaşılabilecek kadar basit olmadığı. İçine kapanık bir çocuğun sınıf arkadaşlarını pompalı tüfekle katlettiğini okursun gazetede.
Hepinizi seviyorum. Benim için üzülmeyin! Yalvarışlarından farklıdır katedralin duvarlarında yazanlar. Değil sadece dostların, ailenin üzülmesi, bütün dünyanın ağlaması için yazılmışlardır. Gözyaşlarından okyanuslar taşsın diye.
Tekrar Kinyas’a baktığımda ikimiz de uzun zamandır atmadığımız kadar dürüst kahkahalar atıyorduk. Mucize bizimle gelmemişti. O muazzam büyü bizi takip etmemişti. Hiçbir şey peşimizden gelmemişti. Mucize bizdik! İçimizdeydi. Her şey bizdeydi! Mucize, sihir, o eşsiz sevişme! Hep bizim zihnimizdeydi. Mucize gitmiyordu bir yere. Biz gidiyorduk. Mucize bizdik. Kinyas ile Kayra! Ellerinde her zaman sarı ışık noktalarının dans ettiği adamlar… İki bira daha istedik.
“Soğuk olsun. Çok soğuk!”