Çok tatlı bir kitaptı,Llosa yine yapmış yapacağını,keyifli,zengin ve nasıl anlatacağını tam bilemediğim bir okuma yolculuğu.
İki anlatıcı var. Perulu bir aydın,Floransa 'da gittiği fotoğraf sergisinde önüne çıkan bir eserde ilkel kabile ile onların kültüründe özel bir yeri olan "Masalcı"yı fark eder. Masalcı ile eski bir arkadaşının peşine düşmesini yine onun ağzından dinliyoruz.Yüzünde kocaman bir doğum lekesi olan, toplumdan dışlanmış, İspanya'da okuma şansını elinin tersiyle itmiş,Yahudi asıllı Saûl Amazon'da Machiguenga kabilesinin gizemli "Masalcı"sı olabilir miydi?
Öte taraftan Masalcı 'nın anlattıklarını dinliyoruz yine kendi ağzından. Çok renkli,oradan oraya,mitlerden hikayelere,masallara,kadim,egzotik,gizemli..Metnin omurgası felsefi olarak insanın hayata baktığı açı,kendini algılama ve anlamlandırma çabası, dünyayı algılama şekli üzerine kurulmuş.
İlkel ve saf kabile kültürü, doğal yaşamın büyüsü, masalların, efsanelerin, hikayelerin coşkusu kitabı katman katman sarıyor.Kabile hep yürüyor,arınıyor.Yürümek kutsal bir döngü, ölüm ise ayrı bir varoluş ve kadim bir döngü onlar için .Saûl'un köklerinden kopup Amazon 'a giymesi,orada tekrar kök salması, özünü bulurken yaptığı efsunlu yolculuk, yaşadığı dönüşüm çok etkileyici idi.Ötekileştirildiği dünyadan kopup,sihrine kapıldığı doğal yaşama,saf kültüre doğru yaptığı yolculuklar, dönüştüğü kimlik çok cesurca,zaten hepimiz hayatta kendimizi aramıyor muyuz? Masalcı karakteri kabile kültürünün değerli bir parçası, kültürün taşıyıcısı ve aktarıcısı o yüzden çok değerli ve saygıdeğer bir parça onlar için.Peulu anlatıcının arkadaşının izini sürüşü ve anlattığı diğer hikâye de madalyonun diğer yüzü, yaşamın modern hali. İki koldan birbirini çok güzel tamamlamış hikâye. Kitabı sevdim, farklı ve özgün bir Llosa ile