İstanbul bir Mısır sıtması içinde idi. O zaman başta bulunanların coğrafyası, medrese yobazlarının imlâsı kadar zayıf olmalıdır.
.....
Türkiye'nin hiçbir tarafını bilmiyordum. Haydarpaşa'dan en uzak vilâyetlere doğru trene bindiğim zaman, Çanakkale harbi başlamıştı. İstanbul, Kahire'den, Kudüs'den, Şam'dan, Halep ve Bağdat'dan hayalini geri çekmiş, kendi öz canının kaygısında idi. Gözüm arkada, Anadolu'nun gurbet akşamı kompartımanımı kararttıkça kendi kendime başka bir sual soruyordum:
- Acaba İstanbul'a girecekler mi?
Mısır sıtması dinmiş, Nuruosmaniye emperyalizminin eteği Sarayburnu sularına değmişti.