Bir devrimcinin hayatını anlatan bu muhteşem romana bakalım;
Değirmenoluk köyünün bir kralı vardır ki ne kral... Abdi Ağa herkesin bam teline dokunur, elinden her türlü kötülük gelir. Sefalet ve korku üzerine bir krallık kurmuş Abdi Ağa. Bir de bu köyden çıkıp gitmek her babayiğidin harcı değildir.
Bu krallıktan bir delioğlan kaçar gider başka köye sığınır. Yaşı da öyle büyükçe değil küçük bir yetim. Bu yetim İnce Memed'dir. Garip anasına dayanamayan Memed köye geri döner. Abdi'nin her türlü kötülüğüne dayanır da sevdiği kızı almasına dayanamaz.
Dolmuştur artık Memed , dayanamaz kötülüklere. O da kaçırır sevdiğini.
Peşine düşen Ağa'yı da yiğenini de gözünü kırpmadan vurur, olur bir eşkıya.
Ün salar İnce Memed'in eşkıyalığı her bir yana, bunun üzerine sarsılmaz tahtın sahibi Abdi Ağa bile korkar. Birgün Abdi'yi cayır cayır yaktığını düşünür İnce Memed. Bu zalimi dünyadan kaldırdığını sanarak bütün köye "Herkesin toprağı kendinin, bundan sonra öküzün, malın senin." der. Bir devrim yaratır yani.
Ama ölmez gavur dinli Abdi Ağa yaşar. Arkasına da ne güçler almıştır. Kaymakamlık bile arkasında. Devlet içindeki küçük krallığı devlet savunur, savunduğu yetmiyormuş gibi bu devrimci İnce Memed'i yakalayacağım diye kendi halkına zulmeder.
Memed bu Ağa yüzünden annesini kaybettiği yetmiyormuş gibi sevdiğini Hatice'sini de kaybeder hem de yavruları yeni bir Memed dünyaya geldiği sırada.
Af çıkar çıkmasına da Memed inemez dağdan o köyüne umut olmuştur. O dağdan inerse neye yarar yaptığı devrim, Abdi gelir geri. Aynı tas aynı hamam olur. Hal böyle olunca İnce Memed gider bu dünyadan kötücül, iğrenç bir ot olan Abdi Ağa'yı söker atar.
Çok etkileyici ve okuru toros dağlarında Memed ile heyecandan heyecana sürükleyen bu seriyi her Türk okurunun okuması gerektiğini düşünüyorum.