Diana Rustamova

Diana Rustamova
Uzm.Dr.
1987
3392 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı
"İnsan geçiciliğinin hakkını vermeli"
8/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2021 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2021 00:26
Herkese merhaba Uzun bir aradan sonra yine yeni bir incelemeyle karşınızdayım :) Zaman sorunu yaşıyorum o nedenle tercihimi okumaktan yana kullanıyorum daha çok :) Yazmam yönünde destekleyen arkadaşlara teşekkür ederim ♡ Duygu durumumu alt üst eden bu kitaba kısacık da olsa bir inceleme, daha doğrusu duygularımı ifade eden "kendimce inceleme" yazmadan ben de geçmek istemedim sanırım.. Murathan Mungan'la tanışma kitabımdı bu benim. Ve 'Hoşgeldin hayatıma kadın ruhundan anlayan adam. Seni tanımaya devam edeceğim.' demek istiyorum kendisine :) Kitap, kadınları ve onların yaşamlarını anlatıyor dersem çok kaba ve saygısızca bir özet olur sanırım. Kadınların yaşamlarının içinde sürüklüyor çünkü hikayeler sizi. 16 şehirde geçen yaşam hikayelerine tanıklık ediyorsunuz. Birçok kadın, birçok karakter, birçok karar... Şehir şehir geziyorsunuz, her anlatılanı yaşatıyor yazar satırlarında... Aslında çok sıradan hayatlar gibi gözüküyor ama her hikayede biraz bir şeyler buluyor kendinden insan... Kendi hatalarını kendi yaşadıklarını veya yaşayamadan kaçırdıklarını sorgulatıyor insana...  Hayatı sorgulatıyor...  "Hayat demek, biraz da zamanında anlamadıklarımıza karşı duyduğumuz pişmanlıklar demek değil midir?"  diye soruyor insan kendi kendine.. Bir iç hesaplaşma yapmak istiyorsanız buyrun kitap tam size göre.. Ya da bu kadar önemli mi ki hesaplaşmalar, nedenler... "Nedenler, niçinler çoğu kez geçmişin boşluğunda asılı kalır.." diyor yazarımız. Akışına bırakmalı belki de her şeyi ve herkesi... Çünkü belki de "Yaşanmış olan her ne ise sadece yaşanabilecek olandır..." Depresyona oldukça dirençli olan kişiliğimi depresyon eşiğine getirdi bu kitap. Duygu durumumu dibe çekti yazarın kullandığı etkileyici dil. Denizin dibinde oturmuş yukarıya bakıyor gibi hissettim kendimi. Nefes
Kadından KentlerMurathan Mungan · Metis Yayınları · 20083,160 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ah Martin üzümlü kekim...♡
8/10
·504 syf.··
Beğendi
·
2020 108. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Eylül 2020 14:25
Yine beni etkileyen bir kitap... İtiraf etmeliyim ki çok umutlu başlamadım kitaba. İlk sayfalarda da "zengin kız fakir oğlan hikayesi mi bu yaaa..." dedim. Ama okumaya devam ettim. Iyi ki de etmişim. Sonunu tahmin etmiş olsam bile çok ama çok etkiledi beni Martin Eden... Ah Martin üzümlü kekim demekten kendimi alamadım... Peki kimdi herkesi bu kadar etkileyen Martin Eden. Güçlü bir düşünce yapısı olan, duyarlı, rol yapamayan, müzik aşkıyla dolup taşan kıpır kıpır bir ruhtu o. Bir gün bir kavgada kurtardığı bir insanın hayatının değişmesine vesile olacağını tahmin bile edemeyen çılgın ruh... Burjuva sınıfından bu kişinin çağırdığı yemekte kız kardeşi Ruth'a aşık olur ve hayat o noktadan sonra bambaşka akmaya başlar. "Dünyadaki en yüce şey aşktır" artık... Alt sınıftandır Martin bu yeni dünya gözlerini kamaştırır. Hayallerini süsleyen bu kadın için değişmeye, gelişmeye karar verir. Okudukça aslında neler başarabileceğinin farkına varır. Dizginleyemediği bir yazma aşkı başlar... Oysa Ruth hayatının kadını onun düzgün bir iş bulmasını istemektedir. Kendisine ve ailesine layık olabilmek, evlenecekleri zaman onları gecindirebilecek bir iş... Martin'i kendi normlarina göre şekillendirmeye çalışır... Ama hamur bir yere kadar yoğurulabilir... Martin kendini geliştirdikçe entelektüel açıdan Ruth'un üstüne çıkar. O artık bir kabadayıdan üniversite profesörü olan bir kişiyle tartışmaya girebilecek donanımda bir insana dönüşmüştür... Çevresindekilerle arasındaki uçurumu büyütür bu durum... İstediği şeyin yazmak olduģu fikri perçimlenir kafasında. Ama çoğu yazarı olduğu gibi onu da zorlu bir yol beklemektedir... Tahmininden çok daha zor... Reddedilen yazılar, şiirler, "bir iş bulmadı" diye sırtını dönen akrabalar, açlıkla sınanan gurur... Ama hayallerine sımsıkı tutunan bireycidir
Martin EdenJack London · Koridor Yayıncılık · 2020134,7bin okunma
"Sizsiz ben yarım kalırım. Bensiz siz eksiksiniz..."
9/10
·305 syf.··
Beğendi
·
2020 105. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Eylül 2020 10:22
İlk satırından son satıra kadar iliklerime kadar hissederek okuduğum bir kitap daha... Başka türlü inceleme yazamıyorum galiba kitaplara. İçime dokundu her söz, her cümle... Aysel'le birlikte yaşadım hayatını satır satır... Melankolinin dibine battım battım çıktım... Neden bu kadar etkilendim bilmiyorum. Bir kadın yazdığı, bir kadın yaşadığı için belki de... Adalet Ağaoğlu'nun Dar Zamanlar üçlemesine çok tereddütle başladım aslında. Elim bir türlü gitmemişti okumaya. Ama ne büyük hataymış. Niye bu kadar beklemişim ki okumak için? Bu sefer Aysel'le bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Çocukluğundan yaşlılığına kadar herşeyine, yaşamının her mahrem anına, sevincine, üzüntüsüne... herşeyine tanıklık ediyorsunuz. "Ölmeye yatmak"la başladım Aysel'i tanımaya. Otel odasında ölmeye yatmışken bütün hayatını anbean gözden geçiren bir kadının çarpıcı hikayesi bu. Ölümün eşiğinde bile günlük yaşamın yükünden kurtulamayan bir kadının hikayesi... Cumhuriyetin kurulmasıyla insanların nasıl değişmeye çalıştığını, eğitimdeki zorlukları, batıya ayak uydurma çabasını anlatıyor ilk kitap. Okumanın hele bir kız çocuğu olarak okutulmanın ne denli zor olduğuna yakından şahitlik ediyoruz. Bir de orası bir köyse ve siz bir köy kızıysanız... Her şey çok daha zor... Dündar öğretmeni tanıyorsunuz... Kentten köye ışık götüren aydın kuşağın ilk temsilcisi... Öğrencilerinin eğitimi için çırpınıp duran müthiş insan... Yakın siyasi tarihimizle ilgili de detaylı bilgi içeriyor kitap. Hikaye içine öyle güzel harmanlanmış ki istemeseniz bile bilgi sahibi oluyorsunuz. "Bir düğün gecesi"nde kocası Ömer ve kız kardeşi Tezel'in ağzından dinliyoruz olayları. Karakterleri çok iyi tanımaya başlıyorsunuz, duygularını, savruluşlarını derinden hissediyorsunuz. Çelişkiler, iç hesaplaşmalar... Bütün duygulara yer var
Hayır...Adalet Ağaoğlu · Everest Yayınları · 20211,343 okunma
Hekiminize danışmadan okumayınız!
Puan vermedi·443 syf.··
2020 90. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2020 22:15
Herkese merhaba Daha önce iki kez okunmayı deneyip yarım bırakmıştım bu kitabı. Hayatıma girme zamanını doğru ayarlayamamışım galiba:) Kitapların da insanlar gibi olduğunu düşünmüşümdür hep. Doğru zamanda doğru şekilde hayatımıza girmeliler... Ama kitabı okuduğum süre içerisinde defalarca yarım bırakma isteği kapladı içimi. Yine mi doğru zaman değildi yoksa :D Söylenerek başının etini yediğim arkadaşlarımdan özür diliyorum bu vesileyle :) Neyse gelelim kitaba... Hepimizin hayatında bir dönüm noktası vardır. Kimimiz bunu kaçırır ve hayatının içinde kurcalanarak ömrünü tüketir. Bazılarımızın ise gözü daha açıktır bunu farkeder ve böylece "yeniden yaşamaya" başlar. "Tanrılar okulu", Dreamer ile karşılaşması sonucu hayatı değişen veya belki de değiştirilen bir adamın yaşam yolculuğunu anlatıyor bize. Aslında bizden biri o. Hepimizin yaptığı kadar hata yapan, acı çeken, mutlu olabilmek için çırpınıp duran, zaman zaman hüzünle dalgalanan sıradan bir adam... Ama bir gün Dreamer ile karşılaşıyor ve hayatı değişmeye başlıyor. Kelimenin tam anlamıyla içsel yolculuğa çıkarıyor bizi kitap. O kadar biz ki anlatılanlar. O kadar hayat ki yazılanlar... Okudukça kendi hayatını, seçimlerini, yaptıklarını gözden geçirmesi gerektiğini hissediyor insan. Belki de çoğumuzun yapamadığı belki yapmaktan çekindiği bir iç hesaplaşma, kendi gerçeğiyle yüzleşme... En zoru kendimizle yüzleşmek değil midir zaten... En kolay da kendimize yalan söylemez miyiz biz... Bu tür kitaplar okuduğumda döner kendi hayatıma doğru bakarım hep. Neyi daha farklı yapardım şimdiki ben olsam diye düşünürüm. Ama sonra da şimdiki benin o yolculuk sonunda oluştuğunu hatırlayıp rahatlarım. Bazen zamanında, bazen nefeslenerek, bazen de çok geç kalarak ilerlemişim bugüne. Pişman değilim, yazarın 'aslında yok' dediği
Tanrılar OkuluStefano D'Anna · Sinedie Yayınları · 20155,6bin okunma
"sevmeyi bilmiyorsan şayet, neye yarar güneşin doğması ve batması?"
9/10
·318 syf.··
Beğendi
·
2020 84. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2020 23:34
İlk sayfasından son sayfasına kadar nefesimi tutup okuduğum, tek bir satırda bile sıkılmadığım muhteşem bir kitaptı. Sanırım okuyan herkes bu fikirde olacaktır. Inceleme yapabilecek kelime dağarcığına sahip miyim emin değilim bu kitaba. Ama elimden geleni yapacağım :) Bu Amin Maalouf'un okuduğum dördüncü kitabı. "Ölümcül kimlikler"le başlayıp, "Çivisi çıkmış dünya"yla kendisine ısınıp, "Afrikali Leo"yla hayal kırıklığına uğrayıp ama "Semerkant"la ise tam anlamıyla baştan çıkarıldım...:) Tarih ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Soluksuz, sıkılmadan ve yazarın hayal gücüne büyük hayranlık duyarak bitirdim kitabı. Bu ne güzel kurgudur, olaylar ne kadar güzel bağlanmış birbirine.... Bu olanlar gerçek mi? Ya da hangisi gerçek? diye diye bitirdim kitabı. Bu kitabı bir zaman yolculuğu olarak düşünün. Arkanıza yaslanın, inanilmaz bir tarihi şölenin tadını çıkarın. Ömer Hayyam'la Semerkant'ta başladığınız bu yolculuk Titanik'te son bulacak. Corona nedeniyle gezemedigimiz şu günlerde bu macera ilaç gibi gelecek size :) Ama uyarmalıyım ki yazar Semerkant, Tebriz, Tahran'dan söz ettikçe oraları gezme görme isteğiniz kabarabilir...:) Birinci ve ikinci kitapta bilim insanı olan Ömer Hayyam'ın Semerkant yazması'nı yani Rubaiyat'ı yazma serüveni anlatılıyor. Her satırda Ömer'in üstün zekasının pırıltıları karşılıyor sizi... Nizamülmülk gibi inanılmaz bir devlet adamını, Melikşah'ı, Hasan Sabbah gibi isimleri tanıyorsunuz bu bölümlerde. 'Haşşaşiyun'larla ilgili ilginç bilgiler yer almakta kitapta. Şaşırdım doğrusu okuduklarıma... Ve Terken Hatun... Selçuklu imparatorluğunu gizliden gizliye yönetmiş bir kadın... "bizde erkekler savaşır, ama onlara kiminle savaşacaklarını kadınlar söyler" diyen muhteşem kadın... Onu ve yaptıklarını da hayretler içinde kalarak
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 200174,6bin okunma