Sevdanın temelinde belki de bu vardı: seçilmiş olmak,ayrıştırılmış olmak. Diğer insanlardan ayrı olarak sana bakılması,senin benimsenmen ,senin tercih edilmen ve bir sırrın ortağı olmak... İşte bu,sevdanın ilk adımı değil miydi?
Çünkü nerede olursam olayım —bir gemi güvertesinde, Paris’te bir sokak kahvesinde ya da Bangkok’da— hep aynı sırça fanusun altında kendi ekşimiş havamda bunalıyor olacaktım.