Martin Eden
Kitap okumayı seven bir gemici . İlk görüşte yaşadığı aşkla tüm hayatını bu tutkuya yönlendiren ve bunu hayatının merkezi haline getirip hırsla ,sabırla dur durak bilmeden bu belirlediği hedefe koşan bir genç. Kitap bize bu yolda ona destek olanları ,onu anlayanları ve onun asıl kimliğini bulma savaşını anlatıyor. Peki martin gerçekten ne istiyor? Yazmak , yazdıklarının değerli olduğunun bilinmesini istemek bu keşfin sonucunda başarı hissini tatmak isterken tüm çabalarının ne için olduğunu, bu hedefe ulaştığı anda beyhude olduğunu fark etmesiyle dünyası başına yıkılıyor. Ulaşmaya çalıştığı o bilgili kesimin aslında basmakalıp bir hayat sürdüğünü, çoğunun ezbere yaşadığını görmesi ona yürüdüğü uğraştığı yolun önemsiz olduğunu hissettirince ve Martin sonunda içinde dolması gerekirken oluşan koca boşlukla hayata veda etmeyi seçiyor. Ve bize de kocamam bir ne için uğraştığımızı sorgulama düşüncesi bırakıyor. Kitabın son sayfalarında Martin in gitmemesini o kadar çok istedik ki, bir sonraki sayfayı çevirmeye korktuk ama Martin korkmadı çünkü o dünyayı ve insanları çözdü . Kendi olmasına izin verilmeyen bu dünyada kalmanın da anlaşılmanın da önemi olmadığını anladı .