Uzun zamandır okuma listemde olup ertelediğim bu eseri tavsiye eden arkadaşa teşekkür ediyorum.
Ben sadece teknik konulardaki birkaç roman hatası ve bazı semboller üzerinde duracağım:
Eserin cümle yapılarında ve olay örgüsü içerisindeki diyaloglarda hata çoktu. Cümle yapılarındaki hatanın mütercimden mi yoksa yayınevinden mi kaynaklandığını ancak eserin orijinalini bilen açıklayabilir. Özellikle 1. Tekil şahıs ve 2. Tekil şahıs ekleri çok karışmış. Bu eylemin sahiplerinde karışıklığa neden olmuştur.
Olay örgüsündeki diyaloglarda kopmaların tercümandan kaynaklandığı ise aşikâr. Sayfa 313-314 anlatılan iki askerin hikayesinden sonra 315’te oğlunun yasını tutan kadının hikayesini anlatmaya başladığında bu hikayeyi Vişegraf’ta kendinin duyduğunu söyleyerek başlıyor. Ama 317’de bittiğinde sanki Hasan anlatmış gibi hikâye üzerinde diyalog devam ediyor. Bunlar teknik hatalardan benim fark ettiklerim.
239. sayfada ise çelişkili bir paradigma söz konusu. Burada iktidar kavramının sonuçta “güç”e gücün ise adaletsizliklere yol açabileceğine vurgu yapsa da düzensizliğin, anarşinin daha kötü olduğunda karar kılıyor. Ayrıca aynı yerde Kuranı Kerim’in Allah’a, peygambere ve emir sahiplerine itaati emreden ayetini hatırlatıyor.
Eserde tek beğenmediğim yer yeni basımlarda 260 eski basımlarda 243. Sayfada geçen diyalog olmuştur. Yazar burada Kuranı Kerim’de geçen cennet- cehennem ehli arasındaki diyaloğu tersine çevirerek ironik bir diyaloga imza atar. Kuran’da cennet ehlinden yardım(aydınlık-nur) isteyen cehennem ehline müminlerin cevabını kitapta farklı bir motife büründürerek bize aktarır.
Kitaptaki söz konusu motif şöyle geçer: İshak’a göre yer altındaki dünyada hapsedilen ve birer köstebek, akrep, yarasaya dönüşen bir insanlık var. Onlar bu cehenneme alışmış. Artık durumlarına
Derviş ve ÖlümMeşa Selimoviç · Timaş Yayınları · 20242,192 okunma
Gecikmiş sevgim için beni bağışla kardeşim. Evvelce sana karşı sevgimin var olduğunu sanıyordum; o ise şimdi, hiç kimseye, hatta bana bile yararlı olamayacağı şu anda uyanmaya başladı. Ve artık bunun sevgi mi, yoksa faydasız bir dönüş mü olduğunu bilmiyorum. Şimdi artık ikimiz de kimsesiz kaldık. Benim seni kaybettiğimden önce, sen beni kaybettin. Ama belki sen beni kaybetmedin. Senin yerinde ben olsaydım, senin yapacağın gibi, belki, benim de bu kapalı kapı önünde seni beklediğimi düşünüyordun. Belki son ana kadar sana yardım edeceğimi umuyordun. İnşallah bana böyle bir inançla bağlanmamış ve insanların başkaları tarafından terk edilince kapıldıkları o yalnızlık korkusuna kapılmamışsındır.