Bu dünyadan ayrılmak üzere olanlar neden hâlâ onun haberlerini takip eder ki? Zaten yokuş aşağı sürüklenen bir dünyadan ayrılıyorum, dolayısıyla neden üzüleyim ki, deyip kendilerini rahatlatmak için mi? (Haberler ise gerçekten kıyamet gibi, kişisel kıyametlerimizle tam uyum içinde.) Yoksa bu dünyanın son dakikalarını, bilhassa hayatı oluşturan gündelik olayları, dünya dokusunu, küçük ayrıntlarını mı yaşamak istiyorlar?
Ya da belki sadece, acıdan buruşmuş yüzleri görünmesin diye sayfaların arkasına saklanıyorlardır.
Gel yine gölgemde kur ömrünün çadırını,
Sen ki benim şeklini sevdiğim ilk baharsın;
Bir doğdun bir de batma, hayatıma kıyarsın,
Gel yine gönlümde kur gönlünün çadırını!