Tanrı ile Sohbet adlı kitap, yazarı Neale Donald Walsch’ın Tanrı ile konuştuğunu iddia ettiği diyaloglardan oluşuyor. Ancak kitabı dikkatle okuyan biri için ortada ciddi bir problem var: Tanrı adına konuştuğunu söyleyen bir insan ve bunu neredeyse yeni bir kutsal metin gibi sunan bir anlatı.
Kitapta Tanrı’nın doğrudan yazarla konuştuğu, hatta bu sözlerin herkes için bir mesaj olduğu iddia ediliyor. Dahası, bazı yerlerde bu metnin de zamanla kutsallaştırılabileceği ima ediliyor. Bu iddia başlı başına problemli. Çünkü ilahi vahiy, bir insanın kişisel deneyimi ya da iç sesi değildir.
Eserde ayrıca insan ile Tanrı arasında neredeyse eşitlik kuran ifadeler bulunuyor. “İnsan Tanrı’nın bir parçasıdır” fikrine varan bu yaklaşım, tevhid anlayışıyla açık bir çelişki oluşturur. Tanrı’yı insan seviyesine indiren her söylem, hakikat iddiası taşısa bile ciddi bir sorgulamayı hak eder.
Kitap ayrıca günah kavramını neredeyse tamamen ortadan kaldırarak her şeyi “deneyim” olarak sunuyor. Bu yaklaşım, sorumluluk ve hesap fikrini bulanıklaştırıyor.
Sonuç olarak bu eser, Tanrı’nın sözü olduğunu iddia eden bir metin değil; insanın kendi düşüncelerini Tanrı’nın sesi gibi sunma girişimi olarak okunmalıdır. Bu yüzden “Tanrı ile Sohbet”, ilahi bir rehber olarak değil, modern spiritüel düşüncenin bir ürünü olarak değerlendirilmelidir.