Dilara Yılmaz Yıldırım

Dilara Yılmaz Yıldırım
@Dilarara
Psikolog
Ankara
93 okur puanı
Şubat 2015 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
9/10
·208 syf.··
2023 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2023 00:00
Yine okurken çokça farkındalıklar kazandığım kendime yeni değerler kattığım bir kitaptı. Kitapta evlilik bireysel ve sosyal olgularla ele alınmış dolayısıyla hepimizin çokça fikir sahibi olduğu evlilik kurumuyla ilgili aslında bilincinde olmadığımız süreçleri aydınlatıyor Doğan hocam Dili sade, akıcı içinde yer alan okur mektuplarıyla da konular somutlaştırılmış ve resmen mektuplar kitaba can vermiş... Paylaşılan hikayelerden bazılarında hüzünden gözlerim doldu bazılarında ise özüme dokunan sevgiden...
Evlenmeden ÖnceDoğan Cüceloğlu · Kronik Kitap · 20217,4bin okunma
Reklam
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2023 1. kitabı
2023'ün ilk kitabı 2022'de aylarca peşinden sürüklendiğim ama bir türlü bitiremediğim bu kitap oldu. Bu kitaptan kadar o çok şey öğrendim, o kadar çok yerin altıni çizdim, o kadar çok post-it kullandım ve o kadar çok farkındalıklar kazandım ki... 2022'nin enlerindendi diyebilirim. Kendimden, çevremden kısaca ilişki kurduğum tüm insanlardan izler buldum kitapta. Asıl kişisel gelişim kategorisinde yer alması gereken kitap bu bana göre.. O kategoride yer alan diğer kitaplar gibi kısa sürede değişim vaad etmiyor aksine sizi kendinizin yeni bir versiyonunu tanıyıp, keşfedebilmeniz için bir yolculuğa, uzunluğu size baglı bir sürece davet ediyor. Farkındalıklar kazanıp, yolunuzu yeniden aydınlatmanızı sağlamayı hedefliyor... Bende pek çok konuya ışık yaktı, kesinlikle rafa kaldıracağım bir kitap değil. Sık sık sayfalarını kurcalayıp hem kendi süreçlerimde hem de terapilerimde faydalanacağım bir kitap. Benden size 2023'ün ilk önerisi
Kişisel Gelişim Psikoloji
Olgunlaşmamış Ebeveynlerin Yetişkin ÇocuklarıLindsay C. Gibson · Sola Unitas · 20192,368 okunma
10/10
·502 syf.··
2022 2. kitabı
·
121 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2022 21:01
·
Hayatımın en mutlu anıymış bilmiyordum… Az önce okuduğunuz cümle Masumiyet Müzesi kitabının giriş cümlesi. kitabı okuyanların da çoğunu içine çeken o meşhur cümle… Bizler aslında hayatımız boyunca buna benzer cümleler kuruyoruz. Kaçırdığımız veya güzelliğini sonradan fark ettiğimiz pek çok anla doludur geçmişimiz eminim ki… Kitapta da insanlığın basit ama karmaşıklığını göz ardı etmeden, uzun yılları kapsayan Kemal’in Füsun’a takıntılı aşkının, bağlılığının, tutkusunun hikayesini okuyoruz. Ama bu temalar etrafında ilerlediğimiz sayfalar boyunca anlatılan dönemin toplumsal yapısı ve İstanbul’u hakkında da çok kıymetli bilgiler ediniyoruz. Dolayısıyla sadece karakterler veya olaylar üzerinde kurgulanmayan, aynı anda pek çok şeyin işlendiği çok zekice tasarlanmış bir kitaptan bahsediyorum. Masumiyet Müzesi pek çoğumuzun bildiği gibi sadece bir kitap değil aynı zamanda bir müze. Orhan Pamuk müze ve kitap fikrini aynı anda düşünerek işe başlıyor. Sanırım bu konuda başka bir örnek de yok. Ama şöyle düşünüyorum ki kitabı okuyan ve müzeyi gezenlerin olayların ve karakterlerin kurgu olduğuna inanması çok zor… Özellikle ben yıllar sonra bile “bence Masumiyet Müzesi tamamen kurgu değildi” demeye devam edeceğim gibi duruyor… Bunda Orhan Pamuk’un karakterlerin psikolojilerini çok iyi resmetmiş olmasının da etkisi olduğunu düşünüyorum. Öyle ki kitabı bitirdikten sonra aklımdan sürekli terapi planları yaparken buldum kendimi… (burası belki biraz mesleki deformasyonumla da ilgili olabilir.) Bu arada kitaptan övgüyle söz etmem bir çırpıda bitireceğiniz anlamına da gelmiyor çünkü çok sürükleyici yerleri olmakla birlikte kitabın bir kısmı çok yavaş ilerledi ki en çok yarım bırakılan kitaplardan da biriymiş kendisi. Örneğin ben tam 5 ayda defalarca kez bırakıp dayanamayıp geri dönüp
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,3bin okunma
9/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2020 16. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 24 Ekim 2020 18:12
Otomatik Portakal konusuyla, kurduğu distopya ile ve yazarının ilginç hikayesiyle neresinden tutsanız okunmaya değer bulduğum bir eser. Anthony Burgess yazarlığa başlamadan önce tümör teşhisi alıyor ve 1 yıldan az ömrünün kaldığını öğreniyor. Kendisi öldükten sonra karısı geçimini sağlamaya devam edebilsin diye kitaplar yazmaya başlıyor ve sonra yanlış teşhis konulduğunu öğreniyor. Bu yanlış teşhis edebiyat dünyasına bir yazar ve bugünün konusu olan filme de uyarlanmış Otomatik Portakal eserini kazandırıyor. Kitap 15 yaşındaki Alex (Alex ismi Eski Yunanca’da “Kanunsuz” demekmiş.) ve onun çetesinin diğer üyeleri Pete, Georgie ve Dim’in içlerindeki şiddet eğilimiyle yaptıkları hırsızlıklar, masum insanlara uyguladıkları işkenceler, şiddet, gasp ve yaralamalarla başlıyor. Kitabın kahramanları antisosyal kişilik bozukluğuna sahip bu nedenle de sergiledikleri davranışları ve nedenlerini anlayabilmek için okumaya başlamadan önce bu kişilik bozukluğu hakkında bilgi sahibi olmanın yararlı olacağını düşünüyorum. 1962’de yayınlanan bu kitapta o dönemin izlerini de görmek mümkün. Şöyle ki, kitapta dönemin iktidar partisi “Suçluları Yeniden Topluma Kazandırma” programı düzenliyor ve “Ludovico” isimli bir  laboratuvar çalışması geliştiriyor. Bu çalışmada suçlular insanlık dışı uygulamalarla sadece topluma yeniden kazandırılmıyor aynı zamanda şiddet içerikli davranışlarının da söndürülmesi amaçlanıyor. Bu deneyin ilk kobayı da Alex oluyor. Deney sonunda serbest kalan Alex artık şiddet düşününce midesi bulanan ama bunu kendi iradesiyle değil maruz kaldığı koşullamayla yapan biri oluyor. Yani otomatik bir portakal haline geliyor (Makineleşmiş İnsan). Kitabın devamında işler biraz değişiyor ve şahsen beni memnun eden bir finalle de bitiyor. Kitapla ilgili daha fazla spoiler
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009112,9bin okunma
8/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2021 4. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2021 16:12
Kısacık ama oldukça etkileyici tek öyküden oluşan bir kitap. Yalom ve arkadaşı Berger'in mezuniyetlerinin 50. Yılında buluşarak yaptıkları sohbet anlatılmış. Sohbetin konusu iki dostun yıllarca konuşmaktan kaçtığı ikisinin de ortak yarası olan Yahudi Soykırımı ile ilgiliydi. Berger'in yıllarca çok çalışarak bastırmaya çalıştığı travmalarını ve sonunda hiç anlatmadığı rüyasını anlatmasıyla iki arkadaşın da korkularıyla yüzleşmesi gerçekleşiyor. Kitabı okumaya başlarken böyle bir öyküyle karşılaşacağımı hiç beklemiyordum bu nedenle beklentimin dışında ama çok da kaliteli bir okuma oldu.
Ölüm Korkusunu YenmekIrvin D. Yalom · Kabalcı Yayınevi · 20092,537 okunma
Reklam