Pansiyonun bütün işi üç kuru kadının elinden çıkıyor. Bizlerden çok yedikleri halde böyle zayıf oluşlarına şaşırıyorum. Üşütücü nükteler yapma hastalığına tutkun lise müdürü ikide bir “Taşlarına dökülen buğdayı gene buğday olarak çıkaran üç yel değirmeni” der. Gülerler. Bir keresinde de mühendis “Neden su değirmeni değil de yel değirmeni?” diye sordu. Öteki, çevresine bakınıp yavaş sesle “Efendim, su kıyısında bu kadar kuru fidan bulunur mu?” dedi. İşte göklere çıkarılan erkek zekasının ürünlerinden biri! :)
Diyorum ki sana, sevgili dostum, aklımın karmakarışık olduğu bir anda, varoluşunun dar çerçevesinde mutlu bir kayıtsızlık içinde yaşamını devam ettiren, günü gününe başının çaresine bakan, yaprakların ağaçlardan döküldüğünü görünce kışın geldiğinden başka bir şey düşünmeyen bu türden bir varlıkla karşılaşmak tüm karmaşayı dindiriveriyor.
…