Mahremiyet adabı bize şunları öğretir:
Her şeyin bir zamanı, bir yeri, bir muhatabı vardır.
Her hakikat her kulağa göre değildir.
Her sır sahibinde güzeldir.
Öyleyse gelin, mahremiyeti yeniden hayatımıza taşıyalım. Duygularımızı, sevinçlerimizi, niyetlerimizi ihtimamla koruyalım. Unutmayalım ki mahremiyet, zarafetli insanın en sessiz ama en güçlü sesidir.
Her şeyini paylaşma olayı yinen insanın kendi kendine yetebilmesiyle alakalı gibi, yola hakiki yoldaş olan Allah ile çıkmadıkça dışarda aradığımız destek bize zarar verir, sınavımızı zorlaştırır..
İnsan fıtraten gayet zayıftır. Halbuki her şey ona ilişir, onu müteessir ve müteellim eder. Hem gayet âcizdir. Halbuki belaları ve düşmanları pek çoktur. Hem gayet fakirdir. Halbuki ihtiyacatı pek ziyadedir. Hem tembel ve iktidarsızdır. Halbuki hayatın tekâlifi gayet ağırdır. Hem insaniyet onu kâinatla alâkadar etmiştir. Halbuki sevdiği, ünsiyet ettiği şeylerin zeval ve firakı, mütemadiyen onu incitiyor. Hem akıl ona yüksek maksatlar ve bâki meyveler gösteriyor. Halbuki eli kısa, ömrü kısa, iktidarı kısa, sabrı kısadır.
Sözler
İnsan; kalbi kainatı içine alacak kadar büyük, ama bir mikrobun karşısında diz çökecek kadar zayıf bir çelişkidir. Sonsuzluğu arzulayan ruhuyla, saniyelere sığan ömrü arasında sıkışıp kalmış 'muhteşem bir çaresizliğin' adıdır.
Herkese selamün aleyküm,
Aranızdan bir kişiye aşağıdaki eserlerden birini hediye etmek istiyorum. Yorumda eseri belirtmeniz kâfidir. Hayırlısı olsun herkes için şimdiden.
Açıklanma Tarihi: 15. 05. 2026
Eserler:
▪︎