Dilek aydın

Herkes ölünce ardında bir şeyler bırakmalı, derdi dedem. Bir çocuk, bir kitap,bir tablo,inşa edilmiş bir ev veya duvar , yapılmış bir çift ayakkabı. Veya ekilmiş bir bahçe.Elinin bir şekilde dokunduğu bir şey, öldüğünde ruhunun gideceği bir yer olsun diye;böylece insanlar ektiğin o ağaca veya çiçeğe baktığında sen orda olursun.Ne olduğu önemli değil,dokununca onu değiştirdiğin ve ellerini çektiğinde sana benzeyeceği bir şeye dönüştürdüğün sürece , derdi. Sadece çim biçen adamla bahçıvan arasındaki fark dokunuştadır, derdi.Çimleri biçen adam orada hiç olmamış gibidir;bahçıvansa bir ömür boyu orada olacak.
Reklam
…Mildred ile arasında bir duvar yok muydu? Bir de değil,şimdilik üç duvar vardı kelimenin tam anlamıyla!Hem de pahalı duvarlar ! Ve o duvarlarda yaşayan amcalar teyzeler kuzenler yeğenler hiçbir şey hiçbir şey demeyen ve yüksek yüksek sesle konuşan saçma sapan laflar eden o ağaç maymunları vardı. Montag onlara akraba demişti.
İnsanın içi nasıl bu kadar boşalabiliyor ? İçini kim boşaltıyor ?
“Üstün asta yaptırma yolu emir vermek iken , astın üste yaptırım yolu bilgi vermekti “
“Galipken zalim,mağlupken mazlum olma”
Reklam