"Ölmekte olan bir bitkiye ya da hayvana su ya da cesaret vermek, aydınlanma yolunda, yaşamı ve bizi Yaratanı tanımak konusunda susamış bir insan bulup ona su vermek kadar önemli bir adımdır"
Zulüm karşısında hiçbir şey yapmaksızın durmak tarafsızlık olamazdı. Resulullah'ın buyurduğu gibi haksızlık karşısında tutulan el ve susan dil şeytandandı ya; içlerinin sadece yanması onları bu zulme ortak kılınmaktan kurtaramayacaktı. Bunca vahşet ortasında kılıçları zalimlere yönelmeyenlerle de en az zalimlerle olduğunca hesaplaşacaklardı....
Kerbelâ, mazlum Hüseyin ve yârenlerinin katligâhı... Orada kan ve gözyaşı var. Oradaki susuzlukla senin de ciğerlerin kavrulur. Başlarsın âh-u figân etmeye. İçin yandıkça görürsün. Aslında her yer Kerbelâ'dır, her gün Âşura.
Ve dile gelir Kerbelâ: "Benim için ağlama, kendine bak!.." der: "Adına lânetler okuduğun Yezid, bizatihi nefs-i emmarendir. O da hesapsızca ister. Bu uğurda canlar yakar. Evlâd-ı Resûlü terk edenleri kınamazdan evvel bir kez daha düşün! Sende bir akıl var, sadece kendi çıkarlarını hesap eder. Ve heveslerini haklı gösterebilmek için türlü bahaneler uydurur."