Ahlak kuramları doğacı (naturalistic), doğacı-olmayan (non-naturalistic) ve heyecancı veya duygucu (emotionist) ahlak kuramları olarak üçe ayrılabilirler. Doğacı bir ahlak kuramı, ahlak yargılarının doğru veya yanlış olduğunu, ayrıca bu tür yargıların bütünü ile herhangi bir doğa 'biliminin (genellikle psikolojinin) kavramlarına indirgenebileceğini ileri sürer. Doğacı-olmayan bir ahlak kuramı ise ahlak yargılarının doğru veya yanlış olduğunu kabul etmekle birlikte, onların herhangi bir doğa 'bilimi nin kavramlarına indirgenebileceğini reddeder. Nihayet ahlak yargılarının ne doğru, ne yanlış olmayıp yalnızca onları telaffuz eden veya dinleyen kişinin duygularını ifade ettikleri görüşünde olanlar da heyecancı veya duygucu ahlak kuramcıları olarak adlandırılırlar.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kant'a göre bir eylemin doğruluğu veya yanlışlığı, bu eylemin kendisinden ötürü veya kendisi için yapıldığı niyete bağlıdır. İyi eylem, iyi niyete (good will) dayanan eylemdir. Buna karşılık Epikuros, bir eylemin doğruluk veya yanlışlığını yalnızca bu eylemin yarattığı veya meydana getirdiği sonuçlarla ölçmektedir: Haz verici bir sonucu olan bir eylem iyi veya doğru eylem, acı verici bir sonucu bulunan bir eylem ise kötü veya yanlış eylemdir. Ross'a göre ise bir eylemin doğruluk veya yanlışlığı ne kendisinden dolayı yapıldığı niyete, ne de meydana getirdiği sonuçlara bağlıdır.
ahlaki iyinin ahlaki bir davranışta bu davranışın niyetinde veya sonucunda veya onun bizzat kendisinde bulunduğu görüşüne göre ahlak kuramları niyetçi (motivist), sonuçcu (consequence theories) veya ödevci (deontological) kuramlar olarak sınıflandırılabilirler.
Spinoza için özgürlük, herhangi bir nedeni olmayan bir fiilde bulunma gücü değildir. Başka bir ifadeyle özgürlük, herhangi bir neden tarafindan belirlenmemişlik (indétermination) değildir; Tersine bir belirlenmedir (determination); ancak bize yabancı olan, dıştan olan bir neden tarafindan değil de bizim kendimiz tarafından belirlenmemiz, yani kendi kendimizi belirlememizdir (self-determination).
Buradan özgürlüğün esas itibariyle bir güçten çok zihin durumu olduğu ortaya çıkmaktadır.