‘Ölüm, kötüyü aklamaz Ali komiser. Kötüyü aklayacak tek şey iyiliktir. Yaptığın kötülükten daha fazla iyilik yaparsan aklanırsın ancak. Hayır, Necdet yaşarken iyi biri değildi, ölünce de iyi bir insana dönüşmedi.’
‘Kuyara ile Adako, dedi.’ ‘Ne o? Bir ilkçağ trajedisinin adı mı?’ Paleti bırakıp gittim yanına oturdum. ‘Bütün çağların trajedisi bu, Kuyara; kumda yatma rahatlığı, Adako; ağaç dalı kompleksi. Şimdi kumda yattığım için Kuyara diyorum. Daha da genişletilebilir. Kuyara alışılmış tatların sürüp gitmesindeki rahatlıktır. Düşünmeden uyuyuvermek. Biteviye geçen günlerin kolaylığı. Ya Adako? Ağaç dalındaki, gövdeden ayrılma eğilimini fark ettin mi bilmem? Hep öteye öteye uzar. Gövdenin toprağa kök salmış rahatlığından bir kaçıştır bu. Özgürlüğe susamışlıktır. Buna ben ağaç dalı kompleksi diyorum. Genç hastalığıdır. Çoğunlukla Kuyara dişidir. Adako erkek. Pek seyrek cins değiştirdikleri de olur. Ağaç dalı kompleksine tutulmuş kişi tedirgindir. İnsanların ağaç dallarını budayıp gövdeye yaklaştırdıkları gibi, yakınları onun içindeki bu Adakoyu da budarlar. Onu gövdeden ayırmamak için ellerinden geleni yaparlar. Kimi insana ne yapılsa yararı olmaz. Asi daldır o. Ayrılır, balta işlemez ona.