Kur'an-ı Kerim, aklını ve düşüncesini kullananlara hitap eden "yaşayan bir kitap"tır; insanları düşüncesizlikten, akılsızlıktan, ataletten, cehaletten ve bağnazlıktan kurtulmaya, zihinlerini, gönüllerini, kalplerini ve yaşamlarını karanlıktan kurtararak aydınlığa kavuşturmaya çağırır.
inanan bir birey olarak, Kur'an'ı ne kadar anladığımız sorusunu, "Kur'an yaşantımıza ne kadar etki ediyor,hayatımızın ne kadarını kapsıyor" sorularıyla birlikte düşünmek ve bunun muhasebesini yapmak gerekiyor.
Kur'an vasıtasıyla Cenab-ı Hakk'ın iradesi, her insanın anlayabileceği bir düzeyle açıklanmıştır. İlahi iradenin apaçık bir beyanı olan Kur'an'ın amacı, insanların aklını çalıştırması, düşünmesi, tefekkür etmesi ve böylelikle hakikat mesajını kavramasıdır.
Allah'a, yalnızca Allah'a teslimiyetin ifadesi "İslam" olarak, bu dine iman edip bağlanarak yalnızca Allah'a teslimiyeti yaşamlarında düstur edinenler de "Müslüman" olarak adlandırılır.
Bütün bu iddialar karşısında Kur'an, muhtevasında yer alan mesajın tarihte ilk defa Kur'an'la birlikte insanlara tebşiğ olunduğu ya da bu öğretilerin tarihte ilk defa kendisiyle birlikte ortaya çıktığı iddiasında değildir. Tam tersine Kur'an, tebliğ ettiği hakikat mesajının ilk insandan itibaren Allah tarafından insanlığa öğretildiğini ve Allah tarafından bütün peygamberlerce temsil ve tebliğ olunan kitabın özünü bu mesajın oluşturduğunu vurgular. Kur'an'da yer alan çeşitli ifadelerde, Kur'an'ın kendisinden önceki kitapları doğrulayıcı (musaddık) ve onları gözeten/sağlamasını yapan (müheymin) olduğuna dikkat çekilir: