Pencerenin ötesindeki puslu yoldan geçen taşıtları tıklım tıklım dolduranlar, çelik takırtısının insan sesini boğduğu fabrikalara, derin,karanlık maden kuyularına gidiyor gibiydiler. Tıkanıktılar. Bezgindiler.Güneş çıksa , yıkanmış taşlarda bir ışısa...
Ben kavgadan bıktım artık.Bütün çocukluğum kavga, dırıltı içinde geçti. Bilmezsin neler çektim! Bağıran insan sesi beni öyle korkutuyor ki... Hele hiddetin değiştirdiği insan yüzü! Öyle kendinden çıkıyor,öyle katılaşıyor ki insan...Dünyada bundan kötü,iğrenç bir şey olamaz.