Basit olayları doğaüstü güçlerle açıklamaya meyilli değilimdir, sıradan şeylerin bu yolla hiç hak etmedikleri bir ağırlık kazanmasına kesinlikle karşıyım. Ben gerçeklere, olgulara bakarım.
Ve yüreğimi dağlayan bir şey vardı içimde: Bir mutluluğun ya da bu mutluluğun yitirileceği korkusu, bir çaresizliğin ya da insanı yiyip bitiren bir arzunun düşüncesi... bunların hepsi fazlasıyla hafif kelimeler. O düşünce, bir an bile katlanılamayacak bir şeyle ilgiliydi.
Din adamı en üstün tip olarak kabul edildiği sürece, her değerli insan türü değersizleştirilmişti... Zamanı geliyor-- söz veriyorum -- bu tipin en değersiz kabul edilmesinin, bizim çandalamız, en sahte, en namussuz insan türü olarak kabul edilmesinin...