Sağır olmak isterdim, ama sanırım öyle olsam bile onu duyardım, çünkü bazı kelimeler bedenle söylenir ve başka bedenler tarafından duyulur, ağız ve kulaklara hiç uğramadan.
"Yani biz de karınca gibi olmalıyız, değil mi dedeciğim?" dedim anlatması bitince, sevinsin diye.
"Hayır, ağustosböceği de olabiliriz."
"Ama sonra kış gelince ... "
"Boş ver kışı, daha gelmesine çok var." Bunu biraz kızgınlıkla söylemişti sanki.
Değişikliğin aslında tek bir değişiklik olmadığından, sürüyle küçük değişikliğin birleşerek büyük bir değişikliği meydana getirdiğinden, benimse bu büyük değişikliği göremediğimden şüphelenmeye başlıyorum.