“O dönem oturduğum evin karşısındaki tekelde çalışan hacı amcaya benzetiyordum kendimi. Bira kutularına, şarap şişelerine değmemeye çalışarak poşetleri uzatan. Ekmek parası belasına, kendisiyle mücadele halinde, hafif sinir buhranları ve yoğun tiksinti içinde. Hayat tasavvuruma hiç uymayan, her gün kahrollarak gittiğim bu iş, bir süre sonra günlük hayatın sıradan bir parçasına dönüştü.”
“Nasıl olmuştu da kabul etmiştim bu yeni görevi?Muhtemelen maaşımın üçe katlanması etkili olmuştu sessizliğimde. Bir yandan da şöyle düşünmüştüm sanırım: “Ne yapayım, ben mi kurtaracağım memleketi?” Ama içten içe zehirliyordu bu iş beni. Farkındaydım. Hiçbir şey yapmasam bile bir parçası olmaktan kurtulamayacağım yozlaşmanın merkezine çark çeviriyordum. İlk fırsatta kurtulmalıyım.”
“İnsanın hayatını değiştiren günlerin, insanın hayatını değiştiren gün olduğu çok sonra idrak edildiği için Hürrem de o günü alelade bir zaman dilimi olarak geçirdi.”