Ben öyle ilk bakışta çözülecek bir adam değilim.
Herkese aynı yüzümü göstermem.
Herkese aynı kapıyı açmam.
Çünkü insan zamanla şunu öğreniyor;
her gelen misafir değildir,
kimi sadece içeriyi görmek ister.
Ben kötü biri değilim.
Ama kolay biri de değilim.
Saygısızlığı unutmam,
nankörlüğü affetmem,
çıkarcılığı da içimden bir kere sildim mi
bir daha eski yerine koymam.
Benim meselem sevilmekten önce hep aynı oldu:
küçümsenmemek.
Beni herkes sevmek zorunda değil,
ama kimse beni hafife alamaz.
Çünkü ben ne olduğumu,
nelerden geçerek bu hale geldiğimi biliyorum.
Ben pes eden biri değilim.
Yorulurum, dağılırım, düşerim…
ama kaldığım yerden çürümem.
Geri çekilir, nefes alır,
yaralarımı sarar,
sonra kaldığım yerden değil…
daha güçlüsünden devam ederim.
Benim en tehlikeli yanım öfkem değil.
Gerekirse içimde bir şeyi öldürebilmem.
Bir insanı, bir duyguyu, bir bağı…
yerine göre içimde gömerim.
Ama bu zalimlikten değil.