Tren raylarını severim. Bağımsızlığı, gidebilmeyi, kalmak zorunda olmamayı, uymak zorunda olmamayı anımsatır. Tren rayları bir tür bağımsızlıktır benim için.
Gülseren Budayıcıoğlu'nun okuduğum ilk kitabı "Camdaki Kız" oldu. Kitap gerçek yaşanmış bir hikayeyi konu aldığı için beni okurken açıkçası çok hüzünlendirdi. Hatta bazen yok artık neler oluyor bu sadece filmlerde olur diye şaşırdığım şeyler aslında hayatın bir parçasıydı. Kitabı okurken birçok duyguyu aynı anda yaşadım. Aşk, sevgi, pişmanlık, özlem, sadakatsizlik, kızgınlık...
Kitapta Nalan ve Hayri'nin imkansız gibi görünen aşkına şahit oluyoruz. Hayri okumamış, hayatta sevgi nedir bilmemiş, toplum tarafından hep iteklenmiş bir kişilik iken, Nalan ise mimarlık okumuş, kültürlü, bir o kadar da güzel bir kız. Nalan hayatta her şeye sahip olarak büyütülse de sahip olamadığı tek şey sevgiydi. Hayatı hep cam bir fanus içerisinde dışarıdan izlemekle yetinmek zorunda kalmış. hayatın içerisine girememiş, ailesi tarafından sevilmemiş, dünyanın nasıl bir yer olduğu hakkında en ufak bir fikri bile olmayan Nalan hayatta hep yalnız kalmış. Öyle ki eşi Sedat tarafından da hiç sevilmemiş. Kocası tarafından en ufak bir ilgiden bile mahrum bırakılmış bir kadın. Sevgisizlik peşini bırakmamış adeta.. O zamanlar Nalan'nın şoförlüğünü yapan Hayri ise Nalan'a körkütük aşık. Fakat Nalan eşine ihanet etmek istemediği, bunu da kendisine yakıştıramadığı için Hayriden uzak durmaya çalışıyor. Fakat kimseden, ailesinden bile göremediği bu sevgiyi Nalan'a Hayri veriyor. Onu çok seviyor. Çok ilgi gösteriyor. Bir süre sonra Nalan eşinden ayrılıp Hayri ile birlikte 7 yıl yasak aşk yaşıyor. Hayri bu arada evli ve 3 çocuk babası. Fakat Nalan yuva yıkmamak için eşinden ayrıl diyemiyor Hayri'ye ve tam 7 yıl Nalan yaşamadığı mutluluğu da, aşkı da, sevgiyi de Hayri ile birlikte yaşıyor. Ta ki Hayri benim hayatımda başka birisi var ayrılalım diyene kadar.. Nalan Hayri için bütün hayatından vazgeçmiş, onun
Camdaki KızGülseren Budayıcıoğlu · Doğan Kitap · 201928,2bin okunma