Abdullah bin Amr bin
Âs’dan (r.a.) rivayet edilen haber-i meşhurdandır. O, şöyle dedi:
— Biz Hz. Peygamber’in (s.a.v.) etrafında idik. Fitneden bahsedildi.
(Peygamberimiz şöyle) dedi:
«Sîz, insanların ahidlerinin bozulduğunu, emanetlerinin azaldığını
gördüğünüz zaman - parmaklarını birbirine geçirerek - onlar
böyledir.»
Ben dedim ki:
«Allah beni sana feda etsin (yâ Resûlâllah), o zaman ne yapalım?»
Şöyle buyurdu :
«Evine kapan ve lisanını muhafaza et. İyi şeyleri yap, kötü şeyleri
terk et. Kendi işinle meşgul ol, halkın işine karışma!)
Diğer bir haberde de şöyle buyurdu :
«Bu (fitneli günler), karmakarışık günlerdedir.»
Denildi ki : «Karmakarışık günler nasıldır?» Buyurdu ki :
«Kişinin oturduğu yerden emin olmadığı zamandır.»
İbn-i Mes’ud başka bir haberde Haris bin Âmire’den şunu zikretti.
Peygamberimiz (s.a.v.) ona şöyle dedi:
«Eğer ömrün uzun olursa yakında öyle bir zaman gelir ki, hatibleri
çoktur, âlimleri az; dilencileri çok, verenleri azdır. İlim, hevâ ve hevese
tâbidir.»
(İbn-i Âmire) dedi ki:
«O zaman ne zamandır?»
«Namazların terk edildiği, rüşvetlerin kabûl edildiği, dünyanın az bir
metâı ile dinin satıldığı zamandır. Kurtuluşa yapış, kurtuluşa yapış!
Allah sana rahmet etsin, kurtuluşa yapış!»
Şu sözü söyleyen ne kadar doğru söylemiştir: «Eğer geceleri ibâdet edip
gündüzleri oruç tutamıyorsan, bil ki, sen bağlısın. Seni hataların
bağlamıştır.» Bunlar ne büyük sözlerdir.
«Ben günah işlemede ısrar edip dururken nasıl olur da ibâdette
muvaffak olurum? Bana önce tevbe gerekir; tâ ki, Rabbim
günahlarımı affetsin; ve beni onların esaretinden kurtarsın,
pisliklerinden temizlesin. Ancak bundan sonradır ki, hizmete ve
Cenâb-ı Hakk’a yaklaşmaya lâyık olabilirim.»
İşte bu tefekkürü yapacak seviyeye ulaşan kimseyi «TEVBE AKABESİ»
karşılar