Çocukluğumun en önemli duygusunu hatırlıyorum; daha dokuz yaşındayken geleceğin facialarına vakıf olduğum duygusu. Yaşamım, sakin sakin felaketin gelmesini ve felaketin yaşamımla kaynaşmasını gözlemlemekten ibaret olacaktı.
"Zorla açtın beni, konserve kutuları gibi," dedi. "Ama bu da yetmedi. Sonra fark ettim ki ya utançtan ölmeliyim ya da irademle yaşamaya devam etmeliyim. Devam edeyim mi? Başka bir parçamı daha ister misin, Leo?"
Gençlerin hisleri her şeye rağmen bir süre sonra sönecek, yerini yeni bir alev alacaktı. Anılarını saklamayı sürdürürlerse de yaşananlar bir süre sonra acıtmayı bırakacak,yaşamın monotonluğunda elde edebildikleri hoş, güzel, değerli bir şeymiş gibi gelecekti.