Kitabı okurken başta ne okuduğumu anlamadan ve çok bunalarak okudum. Çünkü İrfan Elveren’in düşünceleri olayları bilmesem bile beni çileden çıkarttı. Okurken görünmeyen bir el boğazımı sıkıyor gibiydi. Pınar Kür’ün Savunması kısmın da, ilk bölümün “Bilinç akımı” denen bir teknikle yazıldığını ve bu tekniğin ne kadar zor ve karışık olduğunu söylüyor. Böylelikle başta neden bunalıp, zorlanarak okuduğumu daha iyi anladım. Kitabın yarısına gelmiştim ve sıkılarak devam ettim. Ama son kısım yani Yalçın’ın yazdıklarını okumak beni kahretti. Olayı tamamen açıklığa kavuşturan bir bölümdü. Yalçın’a hem kızdım hem de çok üzüldüm. Keşke bambaşka olsaydı. Keşke Yalçın gerçekten Meleği kurtarıp ona her şeyi unuttursaydı. En acısı da bir yerler de böyle hayatların olduğunu bilmek, böyle savunmasız kadınların kullanıldığını düşünmek.. Bu gerçekten beni kahretti..