Doctor Faustus

Doctor Faustus
@DocFaustus
18 okur puanı
Ağustos 2024 tarihinde katıldı
“Çerkeslerin şehid ettikleri, cesedini suya attıkları, vahşi hayvanlara parçalattıkları Albay Mahmut Bey de bir Çerkes’ti. Ama o, hükümeti, otoriteyi, yeni devrin getirdiği dâvaları ve disiplini temsil ediyordu. Onu parçalayan başıbozuklar ruhlarında vahşi bir tatmin buldular. Anzavur’un isyan ettiği Marmara Bölgesi’nde bazı köylüler: — Biz çarıklı memur isteriz. Boyunbağlı, pantalonlu, kunduralı memur istemeyiz… diye hükümet konaklarına saldırırlarken, o konaklarda oturan sivil kıyafetli efendilere değil, hükümet müesseselerine olan birikmiş kırgınlığı dile getiriyorlardı.”
Sayfa 357 - Remzi Kitabevi
Reklam
Sevgi: Hayır Güzel, ondan büsbütün başkayız, asıl yaratıcı olan şekildir, o zaman bir vücudumuz vardı demek, sadece geçmiş bir nimeti anmak değildir; belki bu vücut muayyeniyetleri ve muayyeniyetsizlikleriyle ruhumuzun yapıcısı idi demektir. Biz o vücudun zaruretleri, icapları, nefret ve sevgileri, hasret ve gurbetleriyle, yalan ve doğrularıyla, kabul ve inkârlarıyla vardık; şimdi ise bu yaratıcı tezat ağından kurtulmuş bir benliğimiz mi var ki kendi kendini ikrar için akıcı hüviyetine beyhude yere bir kap arıyor ve bulamadığından… Güzel: Bulamadığından... Sevgi: Sadece bir hâd, aklın ancak kabul edebileceği bir zaruret olarak kalıyor.
Türk Kültür Enstitüsü Yayınları
Bizim için asıl olan miras, ne mazidedir ne de Garp’tadır; önümüzde çözülmemiş bir yumak gibi duran hayatımızdadır. Onu yakaladığımız, onun meseleleri üzerinde durduğumuz, onunla yoğrulduğumuz, bu meseleleri fikir hayatımızın zarurî yol uğrakları gibi değil, temeli olarak kabul ettiğimiz zaman tarihin ve hususî coğrafyamızın bize yüklediği büyük role erişeceğiz.
Sayfa 38 - Türk Kültür Enstitüsü Yayınları
Puan vermedi
Dr. Faust’un Trajedisiyle Rasyonalizmin Eleştirisi: J.W. Goethe - Faust Dr. Faust; şeytanla bir mukavele yaptığına inanılan, şeytanın ebedî mutluluk vaadi karşılığında ruhunu ona satan bir doktordur. “Şeytana ruhunu satan doktor” efsanesinin kökleri 16. yüzyıl Avrupa’sına kadar uzanır ve Goethe’ye dek farklı konseptlere uyarlanmış bir halk anlatısıdır. Goethe, kendi Faust’unu ilk olarak oldukça melankolik ve daraltıcı bir mekan tasviriyle tanıtır okuyucuya. Bu tasvir Dr. Faust’ un kitaplarla, formullerle doldurduğu ve içinde adeta nefes almakta zorlandığı çalışma odasını konu alır. Faust hırslı bir bilim insanı olarak hakikati bilmeyi arzulamaktadır. Ancak “hakikati anlama” uğruna yıllardır sarf ettiği çaba boşunadır, bilmekle hiçbir zaman tam anlamıyla tatmin olamamıştır. Her şey değişmekte ve dönüşmekte, Faust ise kainata nüfuz edememektedir. Günün birinde şeytanla bir sözleşme yapar. Şeytan; bir gün Faust’a “Dur geçme, o kadar güzelsin ki” diyebileceği bir an yaşatacağı iddiasındadır. Faust ise bunun mümkün olmayacağını, yıllarca bunun için çabaladığını belirtecek ve böyle bir an yaşayacağı ümidiyle şeytanın teklifini kabul edecektir. Faust; Avrupa’da aydınlanmacı despotizmin egemen olduğu, ilahi ve ontolojik meselelerin akılsallaştırılarak ele alındığı bir entelektüel iklimin eleştirisidir esasen. Doğayla insanın ayrılamazlığına vurgu yapılır. İnsanın ebedi mutluluk arayışının egoistçe bir arayış olduğu ve sonuçsuz kalmaya mahkum olduğu, gerçek ruh ferahlığı ve mutluluğunun insanın doğaya egemen değil, ona tabi olması durumunda mümkün olabileceği anlatılmak istenmektedir. Bütün bu felsefi argüman doğayı kitapla, bilimle anlaşılabilir kılmaya çalışan bir doktorda somutlaştırılır. “Weimar Klasisizmi” ya da “Bilimsel Romantizm” olarak anılan Almanya merkezli bu
FaustJohann Wolfgang Von Goethe · Oda Yayınları · 201216,8bin okunma
Hayvanlar çok defa her şeye küsmüş gibi ölürler. İnsanoğlu vedâ eder, vasiyet eder, şöyle olmasını, böyle olmasını ister. Kısacası ayrılıyormuş gibi ölür. Cemiyet hayatı ona kendi ölüm tecrübesini sâde kabul ettirmemiş, bu ölümü hayatın başka bir şekilde devamı haline getirmiştir. Fert halinde, yani cemiyet şuurundan ayrıldıkça insanoğlu sadece bir zaaflar bütünüdür. Cemiyet hayatına girdikçe, onu benimsedikçe bu zaaflardan kurtulur.
Sayfa 10 - Türk Kültür Enstitüsü Yayınları
Reklam