Hiçbir şey işe yaramıyormuş gibi göründüğünde , gidip önündeki kayayı parçalamaya çalışan bir taş kırma makinesine bakarım.
Belki de bir çatlak bile oluşmadan yüz kez darbe indirmek zorundadır .
Ancak yüz birinci darbede taş ortadan ikiye ayrılır ve ben bunu başarının son darbe değil , öncesinde inen darbelerin hepsi olduğunu bilerim .
Zaman, başarı ve başarısızlık arasındaki boşluğu büyütür. Zamanı neyle beslerseniz zaman onu katlar.
İyi alışkanlıklar zamanı müttefikinize dönüştürür. Kötü alışkanlıklar ise düşmana.
Yıl ben çocukken
Terziymis anne. Evlenince bırakmış çalışmamış. Baba ise asgari ücret alırmış. İki oğlan büyütmek zor gelmemiş onlara.
Çocuklar anlarmis zor zamanlarda olduklarının. İstemezlermis oyuncak, çikolata. Ama baba alırmış her gece işten çıkışta. Bir metro çikolata onlara.
Büyük olan abi bir taktik bulmuş. Aslında bir metro demek iki cikolataymis. Önce kenarlarini yermiş. Sonra ise içini. Öğretmiş kardeşine. Bu yüzden bir çikolata bile alsa babası , onlar hep iki yapmış sayıyı.
Annesi bayramlarda kıyafet dikermis onlara. Tatlı tatli gömlekler, hiç gecmeyen ütü izli pantolonlar. İçine de sokarlarmis gömleği. Yarım bir limon yetermis saçlarına.
Ve öğrenmişler mutluluk aslında akşam içilen çayın birlikte olmasıymış bir yuvada. Bazen babayla gidip bisküvi de alirlarmis.
Para anlam ifade etmez , bir sobanın sıcaklığı varken.